Tuesday, September 02, 2014

Tükancı!

Bir gün evde "hadi dükkancılık oynayalım" diyen Ada'nın, nece konuştuğunu anlamaya çalışırken ben, Lorin çoktan peşine takılmıştır bile. Aralarında kurdukları bu garip dile, hayranlık ile karışık kıskançlık ile bakmıyor değilim :) Bir kız kardeşim bile yok! Olsun kız kardeş kadar yakın arkadaşlarım var. Neyse, konumuza dönelim: Onların deyimiyle "dükkancı" oyunu başladı. Ada büyük bir el çabukluğu ile odalarına bütün kitaplarını dizdiğinde, Lorin de salona hummalı bir şekilde ojeleri yerleştiriyordu. Öyle basit, dizdim, gel satın al yok Ada'nın oyunlarında. Dosyalar açıldı, tek tek fiyatlar belirlendi, notlar alındı. En son da, tahtaya fiyatla r yazılıp, dükkan girişine kondu. Lorin'e yardım edildi. Her şey tamamdı. Sırada bir kurban olan ben vardım. Soyulacak bir tavuktum onlara göre. Gel dediler, müşteri olacaksın. Ama yanına cüzdanını almayı unutma! Gerçek para al! Direktifleri yerine getirmiş, kedi gibi yanlarına sokulmuştum. Ojeci ve kitapçı yetmedi, bir de çöps dükkanı açtılar. Kırk yılın çöpü, olmuş mu sana oyuncak teması! Bi de gitmiş koleksiyonunu yapmışsın, çocuklardan daha büyük heyecanla, te allam :) Valla soyguncu bunlar sayın seyirciler, dükkana giriş parası bilem koymuşlar. 5 lira imiş. Yalnız bir de uyanık arkadaşlar. Fiyat çizelgesi, odanın dışında, tahtaya bakmaya her çıkışında, dükkana yeniden giriyomuşsun gibi, giriş ücreti alıyorlar. Bu "uyanıklık" otopark mafyasında bile yooktur azizim. 














2 comments:

jaleceanne said...

Çok tatlı yaa ne güzel oyun ama :))

Girno said...

:)) Teşekkürler :)Paylaşımları arttıkça büyüdüklerini hissediyorum :)