Wednesday, October 22, 2014

Günlük mü, Aylık mı?


Aslında yola çocukların günlüklerini tutmak, duygularımı, düşüncelerimi paylaşmak, onların söylediği ilginç cümleleri kaydetmek ve unutmak istemediğim anları, olayları hatırlamak amacıyla çıkmıştım. Temel amacım da kızlarıma bunu armağan olarak bırakmaktı. 

Çocukluğumla ilgili en küçük bir ayrıntıyı duymaktan sonsuz keyif alıyorum. İstedim ki, otursunlar okusunlar, nasıl bir çocukluk yaşamışlar, neler yapmışlar, sorunlarımız nelermiş, nasıl çözümler bulmuşuz? Krizlerimiz, mutluluklarımız, yaptıklarımız, yapamadıklarımız, ilgi alanlarımız ile hayatın akışını görsünler. Bunun önemli bir armağan, adeta hazine olduğunu düşünüyorum. Annemin mesela, benim çocukluk dönemlerimdeki hislerini, yaşam tarzını, paylaşımlarımızı merak ederim. Ama hatırda kalanlar az maalesef. Hele ki o gün yaşanan hisleri, duyguları geri getirme şansımız yok ne yazık ki! Lorin doğduğunda, çok zorlanmış, Ada'nın hamileliğiyle birlikte başladığım blog serüvenini askıya almak zorunda kalmıştım. Yazmadığım, daha doğrusu iki çocuğun bakımıyla uğraşırken yazamadığım dönemlerde çok şeyi kaçırdığımı düşünüyorum. O dönem bile, kısa kısa notlar alıyordum. Onları ekledim ve artık bir görev gibi ne olursa olsun yazmaya çalışıyorum, üstelik bundan da sonsuz keyif alıyorum. Eylül ayından beri yazmadığımı farkettim fotoğraflı özet günlüğümüzü. Bu post uzun olacak, şimdiden uyarayım ;)

Selin ve Burak misafirimiz oldular. Selin ile Ada anaokulundan arkadaşlar ve biz hiç kopmadık. Burak ile Lorin de dolayısıyla neredeyse bebeklikten tanışıyorlar ve çok iyi anlaşıyorlar. Bunda Burak'ın tam bir centilmen olmasının da payı büyük olsa gerek ;)











Oyun ve eğlence dolu bir gündü. Eve girerken hayvan tutkunu Selin, yavru kedileri gördüğü için, çıkışta bir de onlara süt verip sevme merasimi vardı. Tüm gün "söz dimi, bizi kedilere götüreceksiniz dimi?" diyen dört afacan ile çok eğlendik. 




Güzel havaları fırsat bildiğimiz her an terastaydık. Bir kaydırak ve olmadık eğlenceler...



Emre, bebekliğinden beri en sevdiklerimizden. Lorin'in kardeşi ilan ettiği ve öğreten abla edasıyla sabırla yaklaştığı Emre'yi gören şaşırır. Normalde çok hareketli olan Emre, Lorin ne derse yapar, huşu içinde dinler ve Özge ile kahve içmeye, sohbet etmeye vakit kalır :)





Ada'nın canı sıkılmaya görsün! Evde ne var ne yok, şöyle bir bakar ve başlar. İşte bir çöp şiş ve maket kartonunun masa olma hikayesi!


 Bu aralar sık sık puzzle yapar olduk. Puzzle alır olduk. Eve gelen herkese bir doz, bazen birkaç doz puzzle ikram eder olduk! Gelmeden önce hazırlıklı olun derim!





Kardeşim Burak ve arkadaşı Ece mi gelmiş, hadi hemen puzzle yapalım. En hızlı ben yaparım! 


Kuzenim Murat mı gelmiş, "Murat puzzle yapalım mı?" der ve cevabı beklemeden başlar parçaları dökmeye Lorin!




Güzel havaları kaçırmamalı, parka bahçeye koşmalı!





Birinde TV seyrediyor, birinde akrobasi yapıyor, Lorin işte canım...




Bu rutinimiz olan uyku öncesi karesi...




Okula giderken bile fotoğraf çekiyorsun anne! İki farklı okul günü bu aydan...



Kuzenim Pelin geldi evde önce bir bayram havası esti. Sonra giderken de kriz ortamı oluştu! Pelin'in gitmesini istemeyen Lorin olmadık şeyler yaptı Pelin gitmesin diye! Bu arada kızlara değil sadece, Pelin bana da iyi geldi. Kaçamak yaptık onunla, çok keyifliydi, yine gel, hep gel :)





 Bir akşam yemeğe gittik ve çok hoş bir tesadüf oldu, Lorin'in iki sınıf arkadaşı ile karşılaştık. Çok güzel oynadılar. Hatta sonradan plan yapmışlar, yine buluşmak için üç kafadar :)




Bir haftasonu ve çocuklar oyuna dalmış çoktan..




Bir sabah, kütüphaneye gittiğimde, elimi atıp kalem yerine çantamdan çıkan pembe domuzcuk ile karşılaşmak, gülümsemek taaa derinden, tüm benliğinin ısınması...




En birinci aktivitemiz puzzle ise bu aralar, ikincisi de açık ara sihirbazlık! Sihirbazlık setlerini döküp, gelene gidene, konuya komşuya, arkadaşa, numara çekmek favori bu aralar bizim evde.









Okulda işimin olduğu bir gün, Lorin ve sınıf arkadaşlarına rastlıyorum, yemekhaneye kahvaltıya gidiyorlar.




Ada da İpek ile teneffüste o anda.



Okul çıkışı market alışverişi yapacagiz diyorum, D&R dan kitap diye tutturuyorlar. Tamam deyip, bir hak veriyorum, ikinciyi koparıyorlar. Başlıyoruz iştahla kitaplara bakmaya. Bir kucak dolusu oluyor seçtikleri. Alamadiklarimizin fotograflarını çekiyoruz ki unutmayalım, sonra alabilelim diye. Ve seçtiklerimizi alıp mutlu mesut çıkıyoruz.



Markete giderken alışveriş merkezinde beyaz karelerden geçme oyunu var sırada. Heey çizgiye basma, ben geçtim, sen geçtin diye diye yola devam ediyoruz.





Canı sıkılan Ada bu kez de pastik kutusuna simli boyalar, tutkal ve sim dökerse,





Kedilere yem vermeye bayılıyoruz..




Okulda her ikisinin de maske günü vardı, biz de maske hazırladık. Önce çıktı aldık, ardından da boyadık ve süsledik... Soldakini ise kırtasiyeden babamız (bu babamız hem komik geliyor bana, hem de kullanıyorum) hazır aldı. 



Selin ve Burak kardeşlere iade-i ziyarette bulunduk. Yine oyun ve etkinlik başroldeydi. Selin bana faaliyet malzemelerini yanımda taşıyıp taşımadığımı sordu :) 









Evde temizlik varken ve evden bir an önce çıkmaya çalışıyorken Lorin oturur ve kitap okursa...




Hava güzel olunca, anneannede bahçeye çıktık.




Bu kitapların serisini aldık ve çok da beğendik.




Ben çalışırken, tam da Lorin bana Kırmızı Domatesin Yolculuğu'nu okuyor.




Okulda Lorin'e verilen deney ödevini bana anlatarak yaparken. Konu; suda çözünen ve çözünmeyen maddeler. Şeker çözünür, kırmızı biber çözünmez...



Son olarak, çocukları almaya gidince, okul bahçesinde aile fotoğrafı...






2 comments:

sebuş said...

Sen çok tatlı çok şirin çok dost çok sevgi dolu çok dolu dolu bir annesin girne! onlar bizim herşeyimizi nasılda anlatıyor bu kısacık post! hayatımızın her an ve saniyesini nasılda doldurduklarının kanıtı.. iyi ki varlar iyi ki yapmışız biz bunları be dostum..
öperim

Girno said...

Yaaaa, ben bunların üzerine ne yazsam olmayacak! Sana az gelecek! Uzaklardan, kısa görüşlerden bile, içimi hep sıcaklıkla dolduruyorsun Sebuş ;) Bana bunları yaşattığın için teşekkür ederim. Sen de kendiyle barışık ve güzel bir insansın beğenide cömert arkadaşım ;) seviyorum seni ben :D yaratıcı annem ve aslında aynı pararlelde yürüyen anneleriz.. ben de öperim, coşkuyla <3