Thursday, November 20, 2014

Bugün Çocuk Hakları Günü, Ya Yarın?

Eğri oturalım doğru konuşalım! Biz çocukken çok da adam yerine konmazdık hani! Çocuk dediğin, dışarıda oynar, anne ne derse dinler, büyüğüne saygılı olur, bakkala, çakkala gider, çizgi film saati gelince seyreder ama önemli bir haber varsa öncelik büyüğündür, misafir gelecekse ayak altında dolaşmaz, annesinin bir bakışıyla oturduğu yerde kalır, büyüklerin lafına karışmaz, büyüklerin işine burnunu sokmaz, evde ne pişerse onu yer, anne ne alırsa onu giyer, öyle pek de fikri sorulmazdı. 

Peki ne değişti? Altı üstü son on beş bilemedin yirmi, yılda toplumca nasıl bir aydınlanma oldu da, çocuk bu kadar önem kazandı. Ne oldu da "Sus çoocuum, Saniye teyzen ile konuşuyoruz, büyüklerin lafı kesilmez" yerine şimdi, "gak" diyen çocuğa bütün gözler aynı anda döner oldu! Değişen neydi? Çocukların  yarının büyükleri olması birden kafalara nasıl "dank" etti? Ne oldu da, el kadar bebeye uyku eğitimi verilmeye başlandı? Ne oldu da "amanin 0-6 yaş arası çok önemliymiş ve bütün karakter oturuyormuş" diye tabir edilmeye başlandı. Ne oldu da eskiden lüks sayılan ve 'çalışan annenin zavallı çocuğu' olarak varsayılan kreşe giden çocuklar, şimdi çok önemsenip, yatırımlar yapılıp, gitmeyenlerin ayıplandığı bir duruma gelindi. Ne oldu?

Ne oldu da, "sıcak evi neyine yetmiyor bu çocuğun" mantığından çıkıp, etkinlik peşinde koşturan anne babalar oluverdik?

Evet bütün bu gelişmeler, şüphesiz çok güzel aslında. Doğru olanın, olması gerekenin (olayı çok abartmadan,i sınırları doğru çizerek) aslında bu olduğunu, bir birey yetiştirmenin çok önemli olduğunu, çocuklarımı büyütürken yaşayarak öğreniyorum. Geçen gün yazdğım gibi, aslında kim kimi büyütüyor? bilmiyorum. Çocuklara fırsat verilirse tabiri caizse "derya" gibiler. Onlardan öğrenecek çok şeyimiz var. Evet onlara verdiğimiz önem, geldiğimiz nokta çok güzel toplumsal anlamda, peki ya diğerleri?




Ya eşit haklara sahip olamayan çocuklar? Onların hakları ne olacak? Bir anne olarak, iki çocuk sahibi bir anne olarak, çocuk hakları günü deyince, sevinmem gerekir değil mi? Çocuklarım bugün okula serbest kıyafet ile heyecan ile gittiler. Bunu onlarla paylaşmam gerek değil mi? Ben aksine hüzünleniyorum. Çocuklarıma sunmaya çalıştığım olanaklara bakıp, haksızlığa uğrayan çocukları gördükçe, horlanan, sağlıksız yaşam koşulları olan çocukları, onu da geçtim çocuk işçileri, çocuk gelinleri, cinsel istismara uğrayan çocukları gördükçe, duydukça, bildikçe mutlu olamıyorum. Olsam da hep eksik kalıyorum. "Dünyada bir tek çocuk bile mutsuzsa, büyük icatlar ve ilerlemelerin hiç bir anlamı yoktur." Albert Einstein'in sözü ne kadar da doğru. Var mı anlamı, var mı?



Hayat bana sık sık Sezen Aksu şarkısını hatırlatır Meral Okay'ın sözlerini yazdığı şarkısını... "Masum değiliz, hiç birimiz." Der ki şarkıda, "İçindeki çocuğa sarıl, sana insanı anlatır". İnsan olduğun, insan kaldığın en güzel, en eşsiz andır çocukluk. Adeta hediyedir. Toplumun dayatmalarından, sınırlarından, kısıtlamalardan, tabulardan nasibini almamıştır. Her daim dönmek istersin, sadece bir kaç dakikalığına olsun, dönmek ve o "varolmanın dayanılmaz hafifliğini" tekrar tekrar yaşamak istersin. Çünkü çoculuk elma şekeri gibidir, hiç bitsin istemezsin. Çünkü çocukluk hayatın cennetidir. Cennet sana baştan verilmiştir ama haberin yoktur. Zira bir takım "büyük" dediğimiz zalim insanların himayesinde, cennetin kış bahçesine dönebilir!  Ya da sana saygı duyan birilerine denk gelirsen, şanslı azınlıktaysan, mevsim hep ilkyaz olur, çiçekler pıtır pıtır açar içinde her daim. 

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü bugün. Eğer çocukların hakkı olsaydı, verilseydi, böyle bir güne gerek kalmazdı belki! Ya da olurdu ama benim içim burulmazdı! Böyle (bir tek tarihe yüklenmeye çalışılan) günler de, karısına hayatı boyunca söz hakkı vermeyip, "Dünya Emekçi Kadınlar Günü"nde o günün adını tam bilemeyip, nereden nasıl çıktığını zahmet edip araştırıp okumayıp, karısına gül alan sahtekar insanların varlığına benzetiyorum. Tıpkı 23 Nisan Çocuk bayramında yazdığım gibi, (Hey Bu Bayram Senin Kutla Çocuk!) bir gün ise "Çocuk Hakkı" gününüz kutlu mutlu olsun deyip, yarın sabaha her şeyi unuturuz değil mi?



Bugün Çocuk Hakları Günü, peki ya yarın? Ne diyordu şarkıda? "Yatıcaz kalkıcaz, hoop ordayım" Yatcaz, kalkcaz, hoop unutucaz!!!




Masum değiliz hiç birimiz ama çoğunluğuz, bence çok şey yapabiliriz. Öyle büyük çaplı bir şeylere gerek yok. Herkes önce çevresinden başlasa, önce kapısının önünü süpürse yani, öyle çok yol alırız ki! Hepimiz önce burnunun dibindekilere duyarsız kalmazsa, öyle yaşanılır olur ki dünya! Çünkü dünya sadece bizden ve çocuklarımızdan oluşmuyor. Eşit şartlarda olmayan çocuklardan, savaşın ortasında kalan çocuklardan, açlıktan kıvrananlardan, konuştuğu dilin yasaklandığını görüp şaşıran çocuklardan, bebeği elinde evlendirilen çocuk gelinlerden, dayak yiyen, çalıştırılanlardan, dilendirilen, sokağa terkedilen, imkansızlıkların coğrafyasında doğanlardan biri sizin çocuğunuz hatta siz olabilirdiniz! 





Bence dünyayı ANLAMAK kurtaracak, bir insanı, önce bir "ÇOCUĞU ANLAMAK" ile başlayacak her şey!





2 comments:

jaleceanne said...

Eline kalemine sağlık canım. Ne güzel yazmışsın.

Girno said...

Canım Jale'cim çok teşekkür ederim :) <3 nasıl ince ve kibarsın...