Wednesday, November 19, 2014

Kim Kimi Büyütüyor?

Bir kalem, belki çok sıradan. Belki çoğu kişi için bir şey ifade etmez. Ama bizim evde kırtasiye değerlidir. Defter, kitap, hepimiz (dördümüz de) çok severiz. Çanta hazırlanırken bir yere giderken, önce defter, kalem, boya kalemleri ve kitap konur. En güzel hediyedir ve konu kırtasiye olunca akan sular durur! İşte ben de yeni bir kalem almıştım. Daha doğrusu eşimden yürütmüştüm :) Ada kızım dün gittiği kursun notlarını almak için çok heyecanlıydı. Kalemi gördü ve çok beğendi. "Benim olabilir mi?" dedi. En sevdiğiniz şeyleri, en sevdiğiniz kişilere verirken dakika düşünmezsiniz ve çok mutlu olursunuz değil mi? Ben de öyleyimdir. "Tabi ki" dedim. Ada mutlu bir şekilde notlarını aldı. Adeta kalemle uyudu, kalemle uyandı yanından ayırmadı.

Meraklılarına söz konusu kalem, sign pen diye geçiyor!



Bu sabah, Lorin kalemi farketti. Hemen alıp yazmaya, çizmeye başladı. Ada kalemi istedi, Lorin vermedi. Ada kalemi benim ona verdiğimi söyledi. Lorin üzüldü ve ağlamaya başladı. 

Lorin: "Ben istiyorum, benim olsun",
Ada: Hayır, olmaz, annem bana verdi onu! dedi.

Hem Ada çantasını hazırlamış ve kalemi de çantanın içine koyup heyecanla okula götürecekti. 
"Kalem Ada'nın" dedim Lorin'e. Daha da sesini yükselterek ağlamaya başladı. İkisi de üzüntü ve sinirle bana bakıyorlardı. Arada kalmıştım. İkisine de vermek istiyordum ve bir tane idi kalem!


Üst güç(!) ya da sınıf başkanı(!) olarak, "kalem gitti, kavga bitti" dedim. "Bugün bir tane daha alırız ve ikinizin de olur" dedim, "bu kalemi kaldırıyorum" diye de ekledim. Sorunu çözmüştüm! 

Aslında planım kalemi Ada'ya vermekti. Çünkü o haklıydı. Lorin görürse tekrar ağlayacak diye gizlice Ada'nın çantasına attım kalemi. Ve gidip "iyi bir şey yapmış" edasıyla "sen haklıydın, kalemi çantana koydum" diye fısıldadım. 

Ada çok ama çok kızdı! Hem de nasıl! Sevinecek sanmıştım, ama fena çuvallamıştım! Ve bu bir kez bile kimseyi kandırmaya çalışmayan, asla yalan söylemeyen, yalana çok kızan Ada'nın bana çok ama çok kızmasına sebep oldu. "Al o kalemi anne, şu an Lorin'e yalan söylüyoruz, onu kandırıyoruz" dedi. 

Çocuktan Al Yaşam Dersini demiştim ya ben! İşte yine aldım. Bir kez daha! Üstelik tokat gibi! Hiç bir şey bana bu dersi bu kadar çarpıcı veremezdi sanırım. Bu konuyu bir kitaptan okuyup, tiyatro grubuna "hadi canlandırın!" deseniz, bundan daha iyi olamazdı! 

Çocuk (çocuk mu?) haklıydı! Yerden göğe kadar! Ben Lorin'e "ablanın bu!" demiş ama ısrar edip, onun da bunu öğrenmesini sağlama ve sonuçlarına katlanma cesaretini görsterememiş, kolaya kaçmıştım! Rezil oldum Ada'ya ve kendime! Yüzüme adeta tokat gibi çarptı söyledikleri! Çok istediği halde, okula götürmeyi planladığı halde, çok ama çok sevdiği halde ve Lorin görmeyecek olduğu halde kalemi almadı. Bunu daha önce de yaşamıştım ben aslında! Lorin'e gerçeği söylersem üzülecek diye farklı şekilde anlatmaya çalıştığım bir konuda Ada yine aynısını demişti bana! Ve ben akıllanmamıştım işte!

Şimdi daha önce sorduğum gibi soruyorum yeniden!
Kim kimi büyütüyor sahiden??



No comments: