Sunday, November 02, 2014

Kitaplı Günler...

Eve geldiğine en sevinilen kişilerden biri de kargo şirketi görevlileri! Bizim evde "kimo?" diye sorulan soruya verilen "kargo" cevabı ile evde bir bayram havası eser. Hatta kardeşlerim Emre ve Burak, kimo dediğimiz zaman, "kaaarrgooo" diye cevap verirler. Anında evde bir koşturmaca ve kargaşa başlar, bana mı, sana mı? diye bahisler açılır. Daha önce anlatmıştım, kargo anne ya da babaya gelirse, hüzün sarar dört bir yanı! Adıma neden kargo gelmiyor diye üzüntüler vs... Bunun üzerine hem bir dergiye abone ettik çocukları hem de ayda bir ya da kitaplar okunup bitince, kargo ile istiyoruz internetten kitaplarımızı. Kitapları genelde kitapçıya gidip, not alıyoruz ya da fotoğraflarını çekiyoruz ve Ada abla önderliğinde kitaplar tek tek bulunup sepete atılıyor. Kitaplar gelince de değmeyin keyfimize. İşte böyle bir sahne de aşağıdaki fotoğraf karelerinde...









Bu kitabı ise kitapçıdan almıştık. Lorin mi beğendi yoksa ben mi, hatırlamıyorum. Ama hikayeyi ben beğendim onu hatırlıyorum. Lorin hep bir macera ya da atraksiyon bekledi. Bir şey söyleyeyim mi, bir daha dünyaya gelsem, çocuk kitapçısı olabilirim. Çocuk kitaplarında bulduğum yaşam enerjisini başka hiç bir şeyde bulamadığımı itiraf etmek isterim. Bir çocuk gibi o rengarenk sayfaları iştahla çevire çevire hikayenin tam ortasında bulurum kendimi çoğu kez.. 



Sabahları hem kargalardan önce uyanırız, hem de okula giderken enerjimiz fazla gelir, duvarlara tırmanırız...



Abla kardeşe kitap okumayı çok sever..





Ne yapalım ne yapalım derken, kendimizi Winx sinema filminde bulduk. Winx kızlarını oldum olası sevemedim, Monster High kızlarını tercih ederim, canavar filan ama belli bir çizgileri var :D Ama en iyisi, kızlar filme yalnız girecek kadar büyük olsalardı ya da onlarla girecek birini bulabilseydim, ben de görmek istediğim filmlerden birine girseydim. 


Bizim evin rutinleri, olmazsa olmazları, kes, yapıştır, karıştır, kolaj yap ve tabi ki dağıt. Dağınıklık büyük sanatçılar doğurur :P şu an uydurdum, bence öyle! Ya da dağınıklığa bir kılıf bulmam gerek ;)






Lorin kendisine kitap okunmasına bayılır ama en çok da Ada'nın okumasına. Ada da bu isteği her zaman keyifle yerine getirir. İşte bir uyku öncesi kitap okuma halleri...




Cumhuriyet Bayramını 28 Ekim'de kutlamak üzere kırmızı beyaz giyinen Lorin ve Ada abla...





Babaanne ziyaretine gitmek Lorin'i çok mutlu etti. Babaannesinin yanından ayrılmadı, babaanne çayını içerken bile Lorin yanında resim yaptı.



Lorin amcası ile koltukta misket oynadı.



Ada ve arkadaşları Cumhuriyet Bayramı töreninde flüt çaldılar.


Her bayram sonrası olduğu gibi, töreni izlemeye gelen anneanne ve büyükbaba ile birlikte Ada ve Lorin nereyi isterse oraya gidilmek üzere yola çıkıldı. Arabada tartışma çıktı, çünkü Lorin anneannesiyle evde resim yapmak istedi, Ada ise anneannesini (yoksa kendisini mi) kidzaniaya götürmek istedi. Sonuç olarak Lorin de kabul edince soluğu kidzaniada aldık.



Kidzania iki çocuk ile çok yorucu söyleyeyim. Hangisinin fotıoğrafını çekeceğini ve kimi izleyeceğini şaşırıyorsun. Üstelik o büyük alanda tabanların patlıyor çocukları bulmaya çalışırken. Başağrısı ve yorgunluk oluyor bana ama çocuklara mutluluk... Büyüyüp kendi başlarına gidecekleri günleri bekliyorum ne yalan söyleyeyim ;)













Yağmurlu sabahları toprak kokusunu seviyorum, Lorin de şemsiye ile dışarı çıkmayı... Okul yolunda bir kuzu...


Demiştim, arkadaşlara iksir yapma ikramı var bizim evde demiştim. İşte örneği, Ada ve arkadaşı iksir yapma çalışmalarında...











Yağmurlu bir İstanbul sabahından, apartmanımızın mini bahçesinin köşesi...






No comments: