Saturday, December 27, 2014

Benim Ninem İnternet!

Bebeği elimize ilk verdiklerinde, sanki hiç dilini bilmediğimiz bir ülkede yapayalnız kalmış olma hissiyatıyla dolarız. Ya da başka bir gezegenden gelip, başbaşa kaldığımız, içimizin yağlarını eriten ama aynı zamanda da anahtarı elimizde olmayan kocaman bir kapının önünde gibiyizdir. Eskiler, tecrübe sahibi anneanne ve babaanneler ya da NİNEler ile birlikte yaşadığından ve ne derlerse yapıldığından, kolaylıkla bu dönemi atlatabildiler. Hem onlar şimdiki gibi bunca bilgi bombardımanına, kirliliğe, sahteliğe, pedagojik gelişmelere, çocuğun toplumdaki yerine, değişen bir sürü doğru bildiğimiz yanlışlara, kol gezen kötülüklere, radyasyona, bilgi kirliliğine ve sosyal medya bombardımanına bizim gibi maruz kalmamışlardı. Her şey doğallıkla halloluyor, çocuk en doğal haliyle, kemire kemire, keşfede keşfede, düşe kalka yürüyordu. Şimdiki çocuk gelişim uzmanlarının aldığı eğitimi belki de dönemin "nine"leri almış da gelmişti. Yüzlerce yıllık tecrübenin sonucunda, içgüdüler ve en çok da "olayı abartmamak" geninden yoksundular. Kimse doğuma, doktoru, ebesi, emzirme koçu, doulası, anası, danası, doğum fotoğrafçısı gibi bir saz heyeti ile girmiyordu. O zamanlar sıcak su, temiz çarşaf ve bir ebe yetiyordu. Doğurmak doğal bir eylem, çocuk büyütmek onun devamı, annelik de içgüdülerle yapılan, içten gelen en güzel duygu idi.
 
Şimdi ise kucağımıza verilen bebeği "doğru tutma" kurslarına gidip, altını nasıl değiştirebilirim? i öğrenip, minik bir bebeğe bakmanın sırlarını anlamaya çalışıyoruz. Keşke bebeklerin bir şifre çözücüsü ya da ne biliyim decoderi olsa, ağladığında alt yazı geçse, robot ses mikrofonu eline alsa! "Şimdi altına yaptı, şimdi altına yaptı", "şimdi agu gugu istiyor", "şimdi pırt yapacak",  "şimdi acıktı", "şimdi dünyaya alışmak için, sebepsiz ağlıyo, sadece SARIL", "şimdi de gedin başından anacım" diye diye alt yazı uyarıları geçse, sözlü ve yazılı!
 
Evde canlı bir nine vardı da, kucağına mı vermedik bebeği? Yoktu. Ve evet internet ninem oldu benim. İlk ona yazdım derdimi, annemden önce gittim forumlara sordum itiraf ediyorum! "Bebenin ağzından köpük geliy, ne edek a dostlar?" dediğim anda sanırsın onlayn bir sürü "yetiş ana" var, anında cevaplar yağmaya başladı. Bir elimde lap-top, diğer elimde bebe, "aaaaa, kız benimki de köpüklendi, doktora götürsem mi ki?" "hemen wikipediye, bilumum bebek forumlarına bakıyom, dur ekşi sözlükte de vardır kesssin" "panik olma canım, bu bebeğe de yansır" ya da "hemen pedagoga git, bebek travma yaşıyor", "24 saat uyutma gülüm." cevapların arasında kayboluyordum.
 
İşte kafamda bu düşünceler ile, Gün Yayıncılıktan çıkan, "Dr. Harvey Karp ile Mahallenin En Mutlu Bebeğinin Uyku Setinin lansmanına gittim. Sunumu izledikçe etkilendim. Harvey  Karp, aslında geleneksel çözümleri, tecrübeyi, modern bilgi ile birleştirerek bize bir kitap ve CD yardımıyla sunuyor. İçgüdüsel yaptıklarımızın, nedenlerini öyle güzel açıklıyor ki, kendinizi bir anda bebek bakım uzmanı olarak görüyorsunuz. Hem de olayı çözmüş olmanın keyfine varıyorsunuz. Kendinizi çok iyi hissedip, bilmediğiniz bir dilin şifrelerini avucunuzda buluyorsunuz. Toplantıda aklımda kalanlar şöyle:
 
 
* Aslında bebekler doğduklarında hala ceninlikten çıkmamışlardır ve anne karnını ararlar.  İlk üç ayı anne karnında geçmiş evet, ama 4. üç ayı da henüz bu etkinin altındadır. O nedenle biz bebeğe, anne karnındaki şartları sağlamalıyız.
 
5 s kuralı ile bunu özetlemiş.
 
1. Bebek anne karnında hapistir. Dışarı çıktığında bunu devam ettirmenin en iyi yolu kundaktır. (Harvey Karp bu kundaklama yöntemini video ile çok güzel anlatmış)
 
2. Bebeğin en rahat ettiği pozisyon, yan ya da karın üstü yatmaktır. Kolunuzun üstünde ters emzirme ya da futbol topu gibi tutmalıymışız.

 
3. Rahimdeki çok gürültülü ortamı sağlamalıymışız. Pış pışlamak dediğimiz, bebeğin kulağına "şşuuuuuuu" sesini (biraz yüksekçe) yapmalıymışız. Öyle etkili ki, videodaki bir çok bebek, bu sesi duyunca susup, sakinleşiyor. Bunun için saç kurutma makinesi de (biraz uzakta tutarak)  kullanabilirmişiz.
 
4.  Bebek karnımızdayken yürürken ya da merdiven çıkarken sürekli sallanma ve tireme hareketi ile karşı karşıya kalan bebeği, sallamaktan kaçınmamalıymışız. Hatta bebek kafasını burada Dr. Karp, tabaktaki jöleye benzetiyor! Tüm bunlara alıştırmaktan korkmamalıymışız, çünkü bebek anne karnında bunlara zaten alışmış ve zamanı gelince başka bir boyuta geçip, yavaş yavaş bırakacakmış bu alışkanlıklarını. Ayrıca buna alışıp şımarır mı diye düşünenler yanılıyorlarmış, çünkü cenin şımarmazmış!
 
5. Bebek emmeyi bilerek doğduğundan ve karnımızda sürekli emdiğinden, bu ortamı da ona sağlamalıymışız. Emzik ile bunu desteklemeliymişiz. Ama asla bala ya da şuruba batırmamalıymışız. Emziği ağzına itmek yerine, hafifçe aşağı çekerek, ters refleks hareketini uygulamalıymışız. Emme refleksi daha kuvvetlenirmiş böylece.
 
Yeni doğmuş ya da büyümekte olan bebeğiniz varsa, Harvey Karp'a kulak verin derim ben. Daha büyük çocuklarda da uygulayabileceğimiz, bir çok uyku ile ilgili yöntemin ipuçlarını, nedenleri-niçinleri ile çok güzel anlatıyor Harvey Karp. O'nu dinledikçe, kitabı okudukça rahatlıyor insan! "Ohh bee!" diyor, "doğruymuş yaptıklarım, yapılanlar ve sebepleri de varmış, eskilerin bir bildiği varmış. İçgüdü ve refleks önemliymiş! Tecrübeye burun kıvırmamalıymışız! Kitaba kendi kuzularım minikken kavuşmayı çok isterdim. Olmadı, dileğim diğer anneler faydalansın. Gerçekten çok değerli bilgiler var...
 
Kendisi konuştukça, Doğu Anadolu'nun en ücra bölgesine gidip, bizim "ninelerimizden" ders aldığını düşündürten Doktor Harvey Karp'ın yöntemleri, insana kendini oldukça iyi hisettiriyor. Benden söylemesi....

http://www.gunyayincilik.com/
 
 
 

No comments: