Tuesday, January 13, 2015

İçinden Ağlamak

Gün sıradan başladı. Ada'nın rehberlik öğretmeni ile görüştüm. Çok verimli bir görüşmeydi. Sonrasında başka bir görüşme daha yaptım. Ardından kütüphaneye gittim.




Çocukları okuldan alma saati gelince de ver elini okul. Eve girerken "Lorin ayakkabımı çıkarııııııın" diye söylenmeye başladı. Kendi tabi ki çıkarıyor ama küçük olma avantajını kullanarak ve biraz da kolayına geldiği için, bizden istiyor. Ben içeri girdim, Ada çıkarmak istedi. Ne olduysa o an oldu, Ada çıkarmaya uğraşırken, Lorin yeterince tutunmamış ve ters bir şekilde kafasının arka tarafı  betona çarparak düşmüş. Ben sadece güçlü bir çarpma sesi duydum ve ardından ağlama sesi. Canı çok acıyordu, buz koyduk, uzun süre kucağımda oturup acıyor dedi. Bir süre daha geçince, midem çok ama çok bulanıyor diye ağlamaya başladı.


Geçmeyince ben düşmesi ile bağlantılı olabilir diye düşünerek, Habip'i aradım. Acile götürmeye karar verdik.




Doktor baktı, anlattıklarımızı dinledi, "tomografisiz anlayamam" dedi.  Biz radyasyon almasını istemediğimizden, geri dönmeye karar verdik. Eğer bulantı devam ederse, kusma olursa, bilincini kaybederse hastaneye getirecektik. Tabi ki bunların olmayacağını düşünerek yola çıktık. Amacımız bir yerlere gidip, Lorin'in uyumasını geciktirmekti. Böyle durumlarda bilincin açık olması gerekiyordu. Ama yolda çok kötü bir şey oldu, Lorin kendini iyi hissetmediğini söyledi. Arabayı durdurduk, kusmaya başladı.

O an, işte o an dünya durdu zannettim. Titremeye başladım. Ne kadar zormuş, ne kadar zor! Bu durumlardaki ya da daha zor durumdaki anneler, babalar, çocuklar, hastalar.... İnsan çok enetersan, hep kendi başına gelmeyeceğini sanıyor, olmaz diyor, küçük bir belirtide de en kötüsü aklına geliyor. Hemen hastaneye geri döndük ve tomografi çekilmesine karar verdik. Çektirdik. Neyse ki tomografide sorun çıkmadı. Şükrederek eve döndük.




 
Evde Lorin'i yatağına yatırırken boynuma sarıldı ve dedi ki:
"Hastanede çok hastalar gördük ya anne, ben içimden çok ağladım" dedi. "Hem kendime ağladım, hem de o hastalara ağladım". "Nasıl oluyor?" dedim. "Gözümdeki yaşlar, içime aktı" dedi. "İçimde sanki bir sürü yaşlar oldu" dedi. Ben de hastanede ağlamamış, kendimi çok tutmuş, epeyce kasılmıştım. Lorin'in tarifiyle, aslında ben de onun gibi hastanede içimden ağladığımı farkettim. Sahiden de, dışıma akıtamadığım, çocuklarımdan saklamaya çabaladığım yaşlarımın hepsi, içime akmıştı, o  nedenle dopdoluydum...
 
Benim içinde bulunduğum durumun kelimelere dönüşmüş hali, Lorin'in kalbinden süzülüp, dudaklarından dökülmüştü. 

Ve dün gece ben bir yaş daha büyüdüm...
 

10 comments:

Filiz Morkoç said...

Çok ama çok geçmiş olsun canım.. Ben de içime akıttım sanırım gözyaşlarımı okurken.. Çocuklardan öğreneceğimiz ne çok şey var aslında...

sebuş said...

Aklını seveyim ben o kuzunun! tekrar tekrar geçmiş olsun, allahım kuzularımızı daima korusun amin..

Imo Mzi said...

Çok geçmiş olsun kuzuma!Bazen nasıl laflar ediyorlar di mi Girne...Bizi büyüten onlar aslında :))

Girno said...

Filiz Morkoç, çok teşekkür ederim. Çocuklardan sahiden de çok şey öğreniyoruz. iyi ki de öğreniyoruz, biz onları değil, onlar bizi büyütüyor aslında....

Girno said...

Hepimizinkini koruyan melekler var sanki Sebuşum, Çok teşekkür ederim canım...

Girno said...

Teşekkür ederim İmge'ciğim, aynen ben de hep onu iddia ediyorum, onlar büyütüyor bizi...

Mavi'nin Güncesi said...

Çok geçmiş olsun 💜
Çocuklar bizleri gerçekten büyütüyorlar, biz onları büyüttüğümüzü sanırken .

jaleceanne said...

Canım çok geçmiş olsun. Ne korkmuşsundur tabii. Allah korusun yavrularımızı.

Girno said...

Aylin, aynen öyle ;) ve çok teşekkür ederim...

Girno said...

Jale, nasıl korktum anlatamam, çok teşekkür ederim...