Tuesday, January 20, 2015

Tak Tuk!

Sabahları evden çıkmak Lorin ile sabır sınavı gibi adeta, bazılarına göre Çin işkencesi! Daha önce bahsetmiştim, genelde çantasını kapıdan çıkacakken hazırlamaya karar verir. Ve kapıdan çıkıp, ayakkabılarımızı her giydiğimizde, mutlaka ya tuvaleti gelir, ya o dakika eteğini değiştirmeye karar verir, ya da çorabını beğenmez. Bize yapacağını yapar!
 

Yine bu sabah başımıza gelenleri yazmak istiyorum. Kış olduğu için Lorin'e bot ya da çizme giydiriyorum. Tabi ki Lorin bunu pek de şık bulmuyor. Mutlaka yanımıza yedek ayakkabı alıyoruz. Her nereye gidersek gidelim, mutlaka bir alternatif ayakkabımız yanımızda var. Bugün de Lorin hanım çizme giymek istemedi. Ben de hava yumuşak olduğu için, "tamam" dedim.

 

 
Giymek istediği ayakkabı, çorabı kalın olduğu için ve ayakları da her geçen gün büyüdüğü için bugün biraz zor oldu. Ben de onun yerine başka ayakkabıları olduğunu ve onu giymesini önerdim.
 
"Ama dün giymiştim bu ayakkabıyı, dünkü muz çorabı giydir" dedi. Kapıdan çıkmıştık, eteğini çıkarıp çorabı giydirmek çok vaktimizi alacaktı. Onun yerine tekrar diğer ayakkabıyı giymesini en kibar ve sabırlı halimle rica ettim.
 
Sinirlendi, gergin bir şekilde konuşmaya hatta beni terslemeye başladı. En sonunda;
"Benim ayakkabımın topuğundan tak tuk ses geliyor, bu ayakkabının da topuğundan tak tuk diye ses gelirse giyerim" dedi.
 
"Ses gelince ne oluyor ki?" dedim saf saf!
 
"O zaman topuklu giymişim gibi oluyor anne!" dedi azarlayarak ve devam etti, "çabuk anne, hemen bak, bu ayakkabıdan da ses geliyor mu?"
 
Çaresizdim. Bir soru daha sormaya cesaretim yoktu. Ayakkabının topuğunu sanki yürüyor gibi yere vurdum, evet evet ses geliyordu. Ayakta sabırla bekleyen, sinirlenen ve okula geç kalmaktan nefret eden Ada abla ile bilmem kaçıncı kez göz göze geldik. Çoğu endişeli bakışmalarımızın aksine, bu kez rahatlamıştık. Lorin'i evden çıkarabilmenin verdiği başarı duygusu ve tak tuk sesleri eşliğinde yola koyulduk.
 
"Çantamı ben taşırım, okula da sen götürme beni, kapının önünde bırak, kendim gidicem", diye direktiflerini veren Lorin'in arkasından bakarken, düşünüyordum: Dünya üzerinde, çocuğu dışında, kime bu kadar boyun eğer insan, kime karşı bu kadar sessiz kalır ve kime karşı hep yenilgiyi kabul eder??!! 
 
 

 

No comments: