Saturday, February 28, 2015

ÖnİTİRAZgen

Ön ergen dönemine girdik, girişimiz hayırlı uğurlu olsun da, çıkar mıyız işte orasını bilmiyorum! Açıkçası bu çocukların adım başı dönemleri var arkadaş! Dışarıda gördüğün tüm anne-çocuklara istediğin kadar ah-kam kes! Evde işler çocuk büyüdükçe daha da başka bir boyut alıyor. İtirazların ardı arkası kesilmiyor! Her şeye itiraz! Bazen kendimi devlet başkanı gibi hissediyorum. Elinde pankart evin içinde dolaşan anarşik yetiştiriyorum sanırsın! Ne güzel olurdu! İtirazdan sorumlu devlet bakanı oturturdum koltuğa, her itirazı ona paslardım. Baksın başının çaresine. Gaz ve polis ikilisine dayatmadan halletsinler, devlet başkanı dediysem o kadar da değil, şakası bile can sıkıcı, bunaltıcı!






Kendimizi kandırmayalım! Ada küçükken nasıl safmışım, naifmişim ben ya! Çömez anne işte! "Ay her şeye ağlıyor!" karşıdaki pek bilmiş, görmüş, geçirmiş anne, gözlerini kısa kısa, önemli bir şifre açıklar edasıyla, "Ayyy canımh ya! Ağlama dönemi buuuu, geçecek, sakin ol!" Kendi esmiş gürlemiş zamanında, bana şimdi hava atıyor. Sakinmiş! Sonra zaman geçiyor, ayol bitti, "ağlama dönemi"ymiş gerçekten diyorum, ama bitmiyor! Çünkü hemen ardından; saç çekme dönemi, her şeyi yere fırlatma dönemi, her işi BEN yaparım dönemi, yemiyicem dönemi, ağzındakini püskürtme dönemi, her tarafa duvara-halıya resim icra etme dönemi, anneye geliyolar dönemi, hunimin rengi üzerimdeki elbiseye uymuş mu? dönemi, zart dönemi, zurt dönemi! Yav tamam, dönem geçiyor geçmesine de, tam rahat bir nefes alacakken bir yenisi başlıyor. İki gün kendine ayır, gez toz kafanı dağıt anacım. Üçüncü gün yenisi başlayıveriyor! Arada iki gün bulmuşsun, daha ne istiyorsun ne? Bu dönemler geçiyor ama izi kalıyor yahuu!

Bu arada bu çok bilmiş anne olmak da bulaşıcı! Karşında yeni bir çömez bulup, gözlerini kısıp, "dönem anacım, sakin ol" demek keyfi var bir de! Hep o anı bekliyorun! Karşındaki seni uzman sanıyor, başlıyorsun, her işi başarmış, bütün pasları göğsünde karşılamış, hepsi gol olmuş gibi, usta anne pozları çekiyorsun. İşin en güzel tarafı bu! Bundan başka da ustalık-mustalık yok arkadaş! Çocuk kısmının bir anahtarı, bir formülü yok ki çözesin, hepisi nev-i şahsına münhasır olunca, dönemleri de öyle oluyor! Sen anca, başka çömez anne de egonu okşa! Zavallım benim, canım...

Şu aralarda  bizde itiraz durumu  had safhada! Öyleyse ben bu ön ergenyusun adını değiştirdim. ÖnİTİRAZgen olmalı! Bir numaralı çocuğum herşeye itiraz halinde. Okulumuzun psikoloğuna göre 10 hatta 9 yasında dahi başlıyormuş bu dönem. İyi ama iki numarada da var. E hadi o 2 yaş sendromunu atlattı, şuan 6 yaşında, peki onun ne dönemi? Orta ergenyus? Ön ergenyusun bir tık altı? Teribıltunun bir tık üstü? Ortanca dönemsel bunalım? Arka tekerleğin her daim olan tripleri?



Yaa ama haksızlık bu! Ben ergenlik mergenlik yaşamadım ki, tribini yaşayayım? Yani ben anlayıp da kriz çıkarana kadar geçip gitmişti dönemim. Ben ve benim dönemimdeki çocuk kısmısı annemizin bir iki terlikli nişanı ile 12 den vurunca, ya da iki parmağının arasına aldığı deri parçamızı buruverince bir sarsılırdık, kıpraşımlı telefonlar gibi, ergenlik falan hak getire! Bir ara tekrar ergenlik triplerine gireyim dedim, o ara baktım ki, kardeşim Burak oldu, evde bana da bunalımlarıma da bakan yoktu. Tam bunalmam gelince, annem bebeğin ya bezini isiyordu, ya biberonunu, ya da minik bebeğim bir gülümsüyordu ki, dünyalar benim oluyordu.

Sonra bebek biraz büyüdü, ben yine tamam şimdi zamanı dedim, o zaman da ortanca kardeşim Emre'nin dönemi başladı! Allahım dedim, galiba ben hiç trip falan yapamayacak, esip gürleyemeyeceğim! Zaten sonra da Burak efendinin dönemleri geldi çattı, ona olgun abla olacağım diye heder ettim kendimi. Çocuk oyunlarında, tiyatro ve sinemalarda buldum kendimi, bütün bunlar da ruhuma iyi geldi neyse ki... Zaten Burak'ın doğumu bana her açıdan çok iyi geldi, her ne kadar o doğmadan aklımdan fesat düşünceler geçtiyse de... E ama ne oldu? İçimde ukde kaldı, ben ergenlik krizleri yaşayamadım arkadaş!
Gelelim şimdiye.. Bu dönemde itirazın yanı sıra da unutkanlık da had safhada!
Su bardağını neden mutfağa götürmedin kızım, unuttum anne!
Ama yine flütünü çantana koymamışsın, oysa ki akşam 86 kere söylemiştim, unuttum anne!
Aradığın kitabı buldun mu, hayır anne! Nerede olabilir, unuttum anne! (kitap okuldaki dolaptan çıkar) Kızım, bak okuldaymış, unutmuşum anne!

Bazen cebelleşiyorum, ikimiz de yorgun düşüyoruz. Bazen yenilgiyi kabul ediyorum, bazen de sinirlerime hakim olamıyorum. Ama her defasında, "yanlış yapıyor muyum?, eksik yapıyor muyum?" cümleleri beynimi kemiriyor. Suçluluk duyuyorum sürekli olarak! Çözüm ise her zaman ki gibi, sabır, sabır ya sabır!
Bu arada korkarım menapoz dönemimde de trip-mrip  yapamayacağım, zira o zaman da torun torbaya karışırım, başlar teribıl tular, bakarsın o zaman terıbılVAN, hatta terıbılYENİDOĞAN yaparlar! Bazen bizimle baş edemediği durumlarda annem çok kullanırdı! "Başıma yeni yeni icatlar çıkarmayın!" Ne özlü lafmış yarabbi! Şimdi adım başı yeni icatlar çıkıyor o ayrı! Hiiiiç dönemler geçiyor diye sevinmeyin anacım, biri bitiyor, diğeri başlıyor. Hamileykene klasik müzik neyim dinletmedim diye oldu bunlar hep! Al işte! Biliyordum, biliyordum. Z miydi, X miydi neydi bu dönem çocukları, onu da değiştirdim. Ne Z kuşağı, ne Y, ne de X! Bunlar olsa olsa TRİP kuşağı arkadaş! Dönemsel trip kuşağı! Haa teknoloji, bilim ilerler, yarın öbür gün tripsiz çocuk yaparlar, o zaman içim gider işte! İş işten geçip yaş kemale erince, çoluk çocuğa da karışamam! Valla ölürüm kahrımdan!

Dönem yazıları için tık tık :)

Bu Çocuk Benden Ne İstiyor?

Dönem Şeysi

SABIR

Evlatlarından Çek!

Doris

Bağırma!








No comments: