Friday, February 06, 2015

Şubat Tatili


Karnelerimizi almış, her karne günü gelenekselleştirdiğimiz gibi, eve gitmek istemeyen çocukları bir yerlere götürmeye karar vermiştik. Ada ve Lorin'in arkadaşları, kardeşleri ve anneler hep birlikte çok kalabalık olmayan bir mekan bulmaya çalıştık. 





Şubat tatilimiz dinlenme, gezme, aktivitelere katılma vs. gibi, bir çok şeyi yapabilme umuduyla başladı. İlk durağımız huyu da kendi kadar güzel olan, Lorin'in arkadaşı Beril'in ablası Gülse'nin doğum günüydü. Eğlenceli bir gündü. Ada bir gece önce ateşlendiği için gelemedi..







Akşamlar babaanneye kitap okuyarak geçiyordu. Ada'nın doğum günü hayallerimiz vardı. Hazırlıklar, davetli listeleri, giyilecekler, dağıtılmasına rağmen bitmek bilmeyen davetiye süslemeleri, Öykü ve Defne'ye kavuşma heyecanı ve daha neler neler....



Bale dersine erken gidince, sıcak çikolata keyfi yapılmaz da ne yapılır?



Belki de moda tasarımcısı olacaktır, nereden biliyoruz? Belki havlu, şal ve manto kuşağı ile başlayıp, büyük defilelere imza atar, kimbilir? Şimdilik günlerimizi gecelerimizi renklendiriyor ya, yeter!


Sonra uyku saatleri, "yazlık geceliklerimi çıkar, ben pijama ile yatamam" diyen bir Lorin var. Bulduğumuz çözüm ise, her zaman ki gibi, eşortman üstü tül etek!


İşte şubat tailinin en başında hayallerimiz vardı ya, ilk önce daha ilk geceden Ada ateşlendi, sonra Lorin hanım soğuk algınlığına yakalandı. Bununla biter sandık, bitmeyeceğini ilerleyen günlerde görecektik. Şimdilik hastalıklar baş göstermiş olsa da, evde vakit geçirmeye çabalıyorduk. Kah kurabiye yapıyorduk,



Kah minik Emre'miz ile piyano resitalleri veriyorduk. 


Ada'nın İngilizce öğretmeninden okuldan kareler var sırada. İngilizce dersinde öğretmen olmayı seçen iki kuzunun serbest kıyafet ile okula gittikleri "meslek günü" fotoğrafı. 


Tatil ve hasta olunca, günler evde oyun oynayarak geçiyor. Bir sabah bu manzara bir anneyi mutluluktan uçurabilir. 


Komşuda içilen bir kahve var sırada ve tabi ki çocuklara sıcak çikolata... İki adım ile gidilen Firdevs teyzenin evine, bütün Monster High bebekleri taşınır ve Elif ablanın odasında oynanan oyunların tadına doyum olmaz. Haaa bir de Elif ablanın topuklu ayakkabı hazinesini bulmak ve denemek de cabası :)




Hasta Lorin'e yemek yemeyi kim başarabilir? Tabi ki minik anne modundaki ablası ;)


Kitap okumayı ne çok seviyor bilseniz... Can kulağıyla dinleyen de bir babaanne olunca, değmeyin keyfimize...



Veee büyük günden bir önceki gece. Ada'nın doğum günü. Saçları pırasa düzü olan Ada kıvırcık olmak ister. İmdada Elif abla ve onun bigudileri yetişir. Lorin zaten kıvırcıktır ama kusur kalmamalıdır. Hem herşeyin bir "daha"sı vardır. İşte saçlar sarılı doğum gününe hazırlık gecesi.





Lorin iyileşmemişti ama, hem doğum günü, hem de Defne'ye kavuşma aşkına iyi gibiydi. O kadar çok koşturup oynadılar ki, onları durduramıyorduk. Tüm çocuklar çok eğlendiler.



















Doğum günü bitince herkes vedalaşıp ayrıldı. Ama Ada ile Öykü, Lorin ile Defne ayrılamadılar. Onlara kıyamayan arkadaşım Zerrin ise, bu dörtlü çeteyi hep birlikte evine götürdü. Ben de annemleri evlere bıraktıktan sonra, yanlarına gittim. Gün keyifli geçmiş, güzel bitiyor gibiydi. Anneler kahve ve sohbette, çocuklar tadına doyulmaz oyunlardaydı. Ara ara Lorin'e şurup vermeyi ihmal etmiyorduk ama, iyi mi kötü mü çok da anlamamıştık. Defne ile birlikte Loriş iyi görünüyordu çünkü. 




Asıl problem eve gidince yaşandı. Lorin ağrı içinde kıvranıyordu. Acili boylamıştık. Üstelik Ada da iyi görünmüyordu. Olan olmuştu işte. Muayene sonucunda Lorin'e orta kula iltihabı teşhisi ile antibiyotik verilmiş, Ada'dan beta şüphesi ile kültür alınmıştı. Nöbetçi eczaneden ilaçlarımızı alıp evimize döndük. Bilen bilir, kulak ağrısı zordur. Gecemiz ateşli, uzun ve uykusuz geçti. Tatil şimdiden eve kapanarak geçmeye başlamıştı bile. Çok şükür ki, Ada'nın beta şüphesi yersiz çıkmış, atlatmıştı. Fakat Lorin, ben bu yazıyı yazarken yani bugün itibariyle henüz tam iyileşmiş değil. 

Tatilde gezemedik ama, iki kardeş birbirleriyle vakit geçirip, birbirlerine doydular.



Babaannemiz de evimize, tatilimize renk kattı.


Hastalıktan sonraki ilk sokağa çıkışımız ek bale dersi için olmuştu. Lorin'in öksürüğü de kulağı da tam geçmemişti ama kendini iyi hissediyordu. Yine de onu çok yormadan, derse gidip, eve döndük.




Bale dersini bekleyen Lorin'e Ada kitap okuyorken


Abla kucağı her zaman en güzelidir.


Tatilde ikinci kez evden çıkışımız ise, babaannemizi de alıp anneanneye giderek oldu. Hatta ben de çok bunalmış, çocukları anneme bırakıp biraz tek başıma çıkıp solşuklanmayı hayal etmiştim.


Lorin ve Ada bize kahvaltı hazırladılar.


Evet dışarı çıkıp bir kahve içip soluklanmayı hayal ettim etmesine ama, hava öyle güzeldi ki, çocukların da bu güzel havayı yaşamalarını istedim. Dışarı çıktığım an, geri dönüp, kızları da aldım ve parka götürdüm. 






Parktan sonra bir pastanede sıcak çikolata içip soluklanmak istedik. Durağımız ise ne zamandır görmeyi hayale ettiğimiz Sihirli Spatula idi,





Sonra anneannede akşam yemeği ve babaannemizi de alıp doğruca evimize geldik. 




2014 Şubat tatili için bir tık 

2013 Şubat tatili için tık tık

No comments: