Wednesday, April 01, 2015

Kelebek Gibi....

 
Çocuklar kelebek gibi, incecik kanatları var, kanat nemli bir yere değerse hemen zedelenir ya hani! O hesap! Hastalık kapıyı çalınca soluveriyorlar hemen...




Hastalık ve hastane günlerimiz uzun sürünce, evin babası daha önce uydurduğu, hasta çocuklara hediye alma işini devreye soktu. Hediye onlara alınıyordu ama bu hepimize iyi geliyordu. Lorin hanım prenses aynası istiyordu ne zamandır! Ona ayna aldık, en sihirlisinden, Ada hanım da Polly Price'ın günlükleri kitabını istiyordu alındı hemen. E ben de hastaydım, anne olabilirdim ama nihayetinde bana da hediye lazımdı. Malum #gürbüzanne idim madem, dondurma iyi gelirdi bana!  







Hepimizi bünyesine alan soğuk algınlığı kasırgasından en çok Ada etkilenmişti. Hafta sonu iyileşen Ada terasta ödevlerini yapmaya başladı.



 
Ada soğuk algınlığı yaşarken, Lorin iyi gibi görünüyordu. Tam Ada'nın iyileşip okula başladığı gün, Lorin ve sınıfındaki bir kısım arkadaşının heyecanla beklediği resim sergisi vardı. Okuldan gelen haber ile ağlayan ve kendini kötü hisseden Lorin'i alıp eve götürdüm. Dönerken doktora uğradım, 39 derece ateş dışında bir şeyi var gibi görünmüyordu, sinsi hastalık bize henüz kendini tam göstermemiş, öncü göndermişti. Ateş düşürücü şurup verdim, amacım ateşini düşürüp, sergi saati okula götürmekti. Öyle de yaptım. Kendisi de çok istiyordu. Fotoğrafta görüldüğü gibi, ayakta zor duruyor, isteksiz gülümsemeye çalışıyor, daha sergi bitmeden "beni doktora götür" diyordu. Kendimizi acile zor attık. Lorin ağrıdan duramıyordu. Daha önceki karın ağrılarıyla ilgisi var mıydı? Röntgen, tahlil, lavman gibi sinir bozucu işlemlerden sonra hepimiz bitkin eve döndük. Lorin hiç kalkamayacak kadar dermansızdı. Hafta sonu geldi. Çocuk dört gün boyunca kendine gelememişti. Pazartesi oldu, Lorin dinlensin tam iyileşsin diye düşünürken Ada'yı hazırlamaya başladım okul için. Ancak, geçen hafta soğuk algınlığı yaşayıp, iyileşen Ada, kusmaya başladı. Okul yerine hastanedeydik yine, yeniden...

 



 
Bu hastalık günleri öyle sıkılıyor ki çocuklar, komşuların (tatlı Firdes teyzemizin) renkli düğmeleri, terapi gücüne sahip oluyor. En pahalı oyuncaktan bile daha güzel, daha keyifli!

 
Yaşama sevincini gülen bir çocuktan alıyorsanız eğer, normalde hiç susmayan, hiç oturmayan ama hasta iken halsiz bir çocuk da bütün enerjinizi emiyor işte! Ahh, kirpiklerini sevdiğim...



İşte iki haftanın üç kişilik özeti diye paylaşmıştım, ancak bu fotoğrafa dördüncü bir kişi ve bir kaç ilaç daha eklenecekti!
 

 



(Bu hastalık günlerinin en güzel tarafı, bu mobilyaya yapışmış şaheseri bulmak oldu) Eser güzel de, neden mobilyaya yapıştırılmış onu anlamadım. Çıkartırken zedeledim! Yapışık halde fotoğraf  çekmeyi akil edemedim ( hayret! ) aahhh Lorisko, ablan buzluğumu silgi rendeleri ve renkli sularla doldurdu, sen de sanat eserlerini mobilyalara yapıştırdın! Biz yeni donem anneleri titizliğimizle değil "kirlenmek güzeldir" mottosundan hareketle, dağınıklığımızla övünüyoruz! Ne kadar dağınıklık, o kadar ilham! Düzenin içinden sanat eseri çıkar mı allasen?
     
     
     
    Pazartesi ve salı hiç bir şey yemeyen, (sadece su içen ) Ada'nın rengi karardı, başı dönüyordu, yataktan kalkamadı. Hatta bana "bir daha kalkabilecek miyim anne? Yoksa alışıp bir daha kalkamayacak mıyım?" Diye sormaya başladı. Doğduğundan beri onu hareketsiz gördüğüm anlar azdır. Koltuğa normal oturmaz, tam tepe kısmında yaşar, bir konuyu dönerek anlatır, toplumun "erkek hareketlidir" teorisine başkaldırır bir tavrı vardır! İşte bu kız, iki gündür kalkamadı! Zaten geçen hafta da yatmış...tı, zaten Lorin de hastaydı, her şey üst üste geldi! Evet çok şükür, evet derdimiz, hastalığımız dermansız olmasın ve evet kim bilir çocuklarıyla ne hayat sınavlarından geçen anneler var! ‪#‎çokşükür‬ İşte bir hafta önce soğuk algınlığı ile boğuşan Ada, bu hafta da bağırsak enfeksiyonu ile savaş verdi! Bu sabah ilk kez evde yaptığım mini pizzalardan istedi ve bir tane yedi! Sonra başka yiyemedi ama olsun! Bu beni ağlatmaya yetti! Ben ağlayınca çocuklar şaşkın bana baktılar, ben de kendime, duygularıma, gözyaşlarıma hakim olamadığım, onları yönetemediğim ve bunca duygusal olduğum için sinir oldum! Hamileyken de olurdu, öyle garip şeylere ağlardım ki, kendime sinir ola ola devam ederdim! Abartılı gelebilir ama bunları yaşadım işte ben! Onbeş gündür, hastalıklardan çıkamadık :( bağırsak enfeksiyonu, sırayla Lorin, Ada ve evin babasına geçti. Kime el atsa devirdi, en az üç gün hareketsiz yatırdı! Bana bulaşmadı neyse ki! Anneleri koruyan tılsımlı dairenin içindeyim sanırım! Hepsi bitince ben düşersem şaşırmayın arkadaşlar! İşte bu fotoğraf da, domatesli, biberli tost dilimlerinden, bir tane yedi diye ağlayan anne postu olsun! ‪#‎gürbüzanne‬ likten ‪#‎ağlayananne‬ ye devir teslim törenine herkesi bekleriz!
     
     
     
     

    No comments: