Sunday, May 31, 2015

Kepler, Mezuniyetler

Bazen anne ya da babamın arkadaşlarından bir büyüğüm ya da çocukluğuma tanıklık etmiş bir akrabam, sen büyüdün de anne mi oldun? deyince bir silkeleniyorum. Öyle ya, anneyim ben! Bazen boyuma yaklaşan Ada'ya, boyundan büyük laflar eden Lorin'e bakıp inanamıyorum. Kendimi "anne" olarak hiç hayal etmemiştim ben. Ama "anne"liği yaşadıktan sonra, hayatım boyunca neye tutkuyla bağlandıysam, yaninda sönük  kaldığını anladım. Yaşadığım tüm duyguların, konu "evlat" olunca, nasıl da yerle bir olduğunu, dünyanın parıltısını bir çocuğun -çocuklarımın- gözlerinden alacağımı, sabahları uyandığımda bile özlemle sarıldığımı ya da küçücük bir mutsuzluklarında içimdeki ışıkların söndüğünü başka ne öğretebilrdi ki bana? Artık göktaşları yere inse, yıldızlar sıra sıra dizilse karşımda gözüm görür müydü benim? Anneydim ben. Ve bütün anneler gibi, kalbim çocuklarımın sayısı ile doğru orantılı olarak büyümüştü.

İnsan yaşamı boyunca başarılar elde ediyor, edemediği de oluyor, bir çok belge alıyor, okullar bitiriyor belki ama, çocuğu en ufak bir belge aldığında kalbi on kat hızlı çarpıyor ve dünya üzerindeki her şey unufak oluyor birden. İşte bu duygularla Ada kızımın mezuniyetini, yaşadık. Hazırlıklar, kıyafet arayışları, koşturmacalar, büyümekte olduğunu kabullenmeye çalışmak, bir yandan büyüdüğüne sevinirken, bir yandan ürkmek... Bir yandan büyüdüğünde paylaşacaklarını düşünürken heyecandan kalbi duracak gibi olmak, diğer yandan iyi bir gelecek sağlayabilecek miyim, iyi bir iletişim kurabilecek miyim soruları içinde kaybolmak. Henüz yolun başındayız, Ada kızım ilkokul yıllarının ilk dönemecini geçti henüz, önünde uzun ve dilerim ki aydınlık seneler var ama benim bu ilk heyecanımı bir daha yaşayabilir miyim  bilmiyorum. Çoğu kez ağlama hissimi bastırdım ama bu satırları yazarken, gözyaşlarıma engel olamıyorum.

Ada kızım 4. sınıfı bitirirken, Lorin kızım da anasınıfında kep giydi. Hayır eskiden kep vardı da biz mi giymedik?  Ben de tezimi bitirdiğimde, çocuklarımın karşısında o kepi bir kez daha giydiğimde dünyalar benim olacak! İşte kızlarımın kep törenleri ve mezuniyetleri. Anlaşılan o ki, biz her 4 yılda bir çifte mezuniyet yaşayacağız bundan kelli.

O gün Ada'nın mezuniyet yemeği vardı. Güne kahvaltı ile başladık. Aynı zamanda matematik sınavı da vardı Ada'nın. Önce okula bıraktım her ikisini de. Ada heyecandan zor uyumuştu. Planladığımız gibi öğlen saatlerinde Ada ve Lorin'i okuldan alıp, anneanne ile buluşup kuaförün yolunu tuttuk.






Kuaför sonrası önce eve gelip kıyafetlerimizi giyindik. Apartmandaki komşularımıza mezuniyete gittiklerini söyleyen Lorin ve Ada tek tek kapıları çaldılar. Hem arkadaşım hem de komşum Özge de harika fotoğraflarımızı çekti, iyi ki de çekti çünkü o heyecan ile salonda çok da fazla çektirememiştik. 


Komşularla vedalaşıp :) yola çıkmış ve salona gelmiştik. Hepimiz çok heyecanlıydık. Yolda giderken heyecandan minik bir de kaza atlattık. Neyseki iyiydik.





Anneanne, büyükbaba ve dayılar bizi bu gecede yalnız bırakmadılar.



Acı-tatlı bir dört yılı geride bıraktığımız sınıf öğretmeni Hande hanım ile Ada ve Lorin...


Hem Ada'nın hem de Lorin'in sevgilisi, okulu sevmelerinde en önemli etkenlerden biri Gözde tiyçır :) (ingilizce öğretmenimiz)


Sınıf öğretmenimiz Ada'ya plaketini verirken, yardımcı öğretmen diye sundu.


Plaketler verilirken arkada manzaraya dalmış bir prenses buldum. Farkında değildi ama, benim manzaram ta kendisiydi ve tüm manzaralara beş basardı!


Geceden eğlenceli anlar..


 Ve gecenin sonu, tüm sınıf arkadaşları ve öğretmenleri ile Ada...


Çok yorgun ama mutlu bir şekilde evimize döndük. Artık uykuya yenilen Lorin'de hal kalmamıştı. Uyumak istiyordu. Her ikisi de erken uyumaya alışan çocuklarım için sıradışı bir gün olmuştu.  Ertesi gün yani Cuma günü okula gitmedik, hatta evden dahi çıkmadık. İyice dinlendik, çünkü Cumartesi günü de Lorin'in kep töreni vardı. Enerji toplamalıydık. 

Cumartesi için, Lorin'e söz vermiştim. Kuaföre gidip, saçlarına maşa yaptıracaktım. Ada gelmek istemeyince, kuaförün yolunu tuttuk beraberce. 



Saçlarımız yapıldıktan sonra, tarfiğin de katkısı ile ucu ucuna yetiştik okula. Lorin de arkadaşları ile kendini sahnede buldu. Sınıfça ingilizce ve türkçe şarkılar söyleyip, mini bir de drama gösterisi yaptılar. Ve ardından kep takıp, sertifikalarını aldılar ve kepleri havaya fırlattılar.


Ada ablamız ile Beril'in ablası Gülse öğretmenlere çiçek verdiler.



İşte ablalar ve ağabey ile minik kardeşleri aynı karede.


Annem ve babam da her zaman koşup geliyorlar, iyi ki varlar.


Lorin ve bütün branş öğretmenleri birarada ;)



 Lorişimin iki yıldır gözünü üzerinden ayırmayan çok desteklerini gördüğüm, emeklerinin karşılığını ödeyemeyeceğim Eda öğretmeni ile ve okulumuzun müdür yardımcılarından Nilgün öğretmeni ile Lorin kızım...


 Ve çook sevdiği Elif öğretmeni ile Lorin kızım...



Ve son olarak da Lorin, Ada ve kepli halleri...


Friday, May 29, 2015

Geçip Gidiyor Zaman...


Abla-kardeş iskambil oynuyorlar.



Terasta boyama ne keyiflidir, ne güzeldir. Yok yok manzaradan dolayı değil, evde boya değmeyen bazı noktalar da kalsın diye, ama bana da yazıııııkkk, ben de haklıyım! Ne çektim be!




Akşamları uyku saatleri seramoniye dönüşüyor bizim evde. Ayıcıklar vardı zaten, onlara bir de balonlarımız eklendi. 



Okul duvarlarını boyamak çok eğlenceli. Kardeşler de abla-ağabey kontenjanından bu eğlenceye katılırsa...











Parklar eğlenmek içindir evet ama bu poz vermeye engel değil ki!



Sıradışı şeyler nerede, Ada orada!


#okulyolunda önde abla arka tekerlek ise elinde ayıcığı ile peşinde...




Herkesin yönü farklı, herkes burnunun dikine...


Ada ve Lorin de her çocuk gibi pikniğe bayılıyor. Evden getirdiğim bir kaç dilim kek ile çimenlere yayılmak ve abla kardeş yemek paha biçilemez...



Kardeşleri Defne'nin babasına bırakıp Ada kızımın mezuniyeti için ablalara kıyafet almaya gittik.


Mezuniyet heyecanı ile kıyafet alışverişi sonrası, kızlar ile akşam yorgunluğumuzu Zerrin'in kahvesiyle attık. 



Çantasız çıkmayanlar kulübü daimi üyesi baleye giderken...


Bale dönüşü abla küstü bana, sinirle önden gidiyor, vücut dili de öyle söylüyor değil mi?


İskambil kağıdı bütün kutu oyunlarına alternatif olursa. Pişşşştttiiiiiii!!!



#okulyolunda bir sabah.. Flütünü unutmamak için yastığının yanına koyan bir sade abla ve okul hırkası yerine yeni kot montunu giymek isteyen, okul yollarında bile şıklığından ödün vermeyen bir kardeş. 






En güzel voleybol öğretmen ile oynanandır. Şebnem öğretmene karşı, Elif, Ada ve Hasan Efe...


Ada ve kağıt bardaktan yaptığı dürbünü. Yalnız bunun ile sağlıklı bir şekilde bakmak çok zor. Zira gözlerin ayrık olması gerekmekte.


Bir kedili elbiseyi, bir prenses taçlarını ve bir de sıcak çikolatayı çok seviyor Lorin...


Arkadaşlarla tabu oynamanın tadı başka.



Piknik seven kuzular için pikniğe gittik bir de. Bazı babaların hali içler acısı :D Biri koala misali kucağında, diğeri karşısında top oynuyor. Oynamayacan da napacan, mecbuuuurrr. Bu fotoğrafa elimde olsa bir tane de eteklerine çocuk yerleştirirdim, tam olurdu! Gölgelerin gücü, bütün anaların babalardan intikamı adına!!!