Sunday, August 09, 2015

Park-Bahçe Keyifleri

Atların da kokoş olma hakkı var canım! Hem en iyi model, kuzu gibi söz dinliyor, çekiştirsen de sesi soluğu çıkmıyor, dolaşık saç canını acıtmıyor. Bazen ikili (abla-kardeş) süslemeceler de oluyor. Çünkü atların yeleleri örülür! Yarın öbür gün karşıma çıkıp, balyaj, gölge neyim isterse şaşırmayacağım bu gidişle...



Bazı aile yemekleri sohbetin tadından yenmez ;)



Bazı cafeler insanı resme çağırıyor adeta, yemeğe değil. En güzeli anne-baba oturup rahatça yemeğini yiyor. Nöbetleşe  çocuk bakarak yediğimiz yemeklere selam olsun. Yaşasın büyüyen çocuklar ;)



Sonra yazın en güzel yanı, bisiklete binmek. Anne baba, arabanın arkasına binbir badire ile bisikleti asar ve keyif başlar.


Sonra abla kardeş en sevdikleri şeylerden biri de, evden çantalarına tıkıştırdıkları yiyecekleri yemek.


Sonra ilham gelir, resim yapılır, parkmış, bankmış farktmez.



Bir de şu eski mahalle aralarında gezen, seyyar dönme dolaba binmeli.


Her yerde resim yapan Ada potborisi. Ama ilham her an her yerde gelebilir.


Anne göz muayenesine gidince, çantasından kitap çıkarıp okuyan Lorin huzurlarınızda.


Anneleri kuaförde beklemek bazen sıkıcı olabilir. O zaman ne yapmalı? Tokalardan yol yapmalı.



Çocuklar oynarken, anneler kahve içip, sohbet edebilirler.


Ablalar ders çalışmayı özlemesin mi?



Kardeşler muzurluk peşinde. 


Ertesi gün yine Öykü ve Defne ikilisi ve Eren ile parka pikniğe gidilmeli.






"İkea evinizin herşeyiiii"nden kutu alma çalışmaları sırasında oyun parkına giren Lorin ile, camın arkasından konuşmaya çabalayan Ada. 





Sonra abla ve kardeşin sıcak çikolata molası. Böyle birlikte sohbet etmeyi çok seviyorlar. 



Terasta eğlenceli oyunlar var ama bazen de püfür püfür havada bir şeyler isleyen Ada'nın dizlerine oturmak var.



No comments: