Thursday, August 06, 2015

Uluorta Emzirmeli!

Anne olmak gibi bir hayal kurmamıştım ben. Bebek seven kızlar vardır, sahici bebek hayali kurarlar hep! Ben öyle değildim. Ben araba hayali kurardım mesela. Neyse. Günün birinde anne oluverdim. Ada kızım geldi. Ne çevremde bir hamile görmüştüm, ne de en ufak bir fikrim vardı bebek bakımı hakkında. Ama içimden bir anne fışkırdı. Bu  içimdeki anneyi tutamıyordum. Emzirmeye de kafayı takmıştım, mama vermeyecek bebeğimi ben doyuracaktım, kararlıydım. Belki beynen hazır olunca gerisi daha kolay geldi. Bütün hücrelerim, o yönde çalıştı. 

Ada üç günlükken yavrusuna yani bana kıyamayan annem, uyuyayım diye mama vermek istediğinde, ona o kadar çok kızdım ki kendimden korktum. Beni uyandırmadığı için, bebeğe mama vermeyi düşündüğü için (ki daha verememişti) ona sanki bana ihanet ediyor gibi bakmıştım. Hemen emzirmeye başladım. Ne uykusuzluğu! Ben onu emzirdikçe adeta başka bir güç de beni şarj ediyor, doyuruyordu. Sonraları (her anne gibi) yaşadığım "bebek yiyince sen doyuyorsun" duygusuyla aynı duyguydu bu! Sonra göğüslerim yara oldu. Kanamaya başladı. Hayatımda ilk kez bebek emziriyordum. Ve mama vermeye hiç niyetim yoktu. Bu işi öğrenencektim. Bebeğimin tam anlamıyla memeyi kavrayamadığını öğrendim. Sürekli okuyor, araştırıyordum. Doğru emzirmeyi bebeğime de kendime de öğretecektim, başka yolu yoktu bunun! Bir ara çok yara olunca, pompa ile sağmaya başladım. Biberona alışır diye hiç korkmadım. Onu sütten de mahrum bırakmaya niyetim yoktu. Anneannemin "bir sinek, bir duvardan karşı duvara geçene kadar bebek acıkır, mutlaka emzirmelisin" deyişini düstur edindim, bebeğim ne zaman isterse emzirdim. Yaralarım geçene kadar kimi gün ağlayarak da olsa emzirdim. Sık sık mastit oldum, anneler bilir. Göğüste oluşan ağrılı, sancılı süt bezeleri. Canınız çok yanar emziririken, diğer yandan da emzirmelisiniz ki iyileşsin.  

Kayınvalidemin, "bu süt bebeğin hakkıdır, onun için sendedir, ona layığıyla vermelisin" cümlesi de beynime kazınmıştı. Kızım emmeyi ben de emzirmeyi iyice öğrenmiştik, doktorumu ve son araştırmaları da dinleyerek, ilk altı ay sadece anne sütü ve 2 yaşına kadar da kızımı emzirmeye devam ettim. Tam 24 aylıkken memeden kestim, o da ayrı bir hikaye. Sonra ikinci kızım oldu. Aynı duygularla, onu da aynı şekilde, ilk altı ay mamasız  (sadece anne sütü) ve iki yaşına kadar  da emzirebildim. 

Tabii, biraz iri biri bebek olan Ada'yı emzirdikçe ben, "ilkokula kadar emecek mi?" diyenlerden tutun da, "canım o artık dudak tiryakisi" ya da "6 aydan sonra süt bir işe yaramıyormuş kiii", ya da "göğüslerin sarkacak yeter bence", diyen bilirkişileri- çokbilmişteyzeleri hiç dinlemedim. Doktoruma, bebeğime ve içsesime kulak verdim. Anneliğin bu mucizevi ve en güzel anlarının tadını çıkardım. 

Gerçekten de yaşayanlar bilir, emzirmek sihirli bir duygudur. Bebek ile annenin buluştuğu, konuşmadan anlaştığı, gözgöze söyleştiği, nadir anlardandır. Adeta büyülüdür. Kendinizi bambaşka ve çok iyi hissedersiniz. Anneliğin ne demek olduğunun, fotoğraflı bir tanımı gibidir. Senden olmuş bu bebeğin, beslenmesi için, en değerli ve eşsiz formülasyonuyla içinden fışkıran anneliğin, bembeyaz, tertemiz bir halidir. 

Her anne aynı şekilde yaşayamıyor şüphesiz. Her annenin sütü aynı olamıyor, bu annenin suçu değil ve mama ile büyüyen de bir sürü bebek var. Tabi ki anne sütü olmasını ister gönül fakat, olmayınca da büyüyor çocuk. Sütü yetemeyen, olmayan anneler kendini kötü hissetmemeli. Bilirim, bu fena bir duygudur. Anne kendini yetersiz hisseder. Tadı kaçar, üzülür hatta kahrolur. 

Kimi gün Ada ya da Lorin araba kullandığım an emmek isterlerdi, arabayı sağa çeker, meme verir, yoluma devam ederdim. Annelik böyle bir şey. Kendi organın ile bir diğerini, evladını doyurmak. Ve bundan da keyif almak, kendi doyar gibi hissetmek. 

Bence kadınlar uluorta emzirmeli! Park bahçe, araba, sokak tanımamalı! Bebek ne zaman isterse! "Dur evladım, bazı teyzeler/amcalar bunu yanlış ve saçma buluyor, bekle hele, eve gidelim de, emersin elbet!" diyemeyeceğimize göre!! Emzirmek bunca önemliyken ve yaygınlaştırılmaya çalışılıyorken tersine yazılan yazılar, fikirler beni benden alıyor.  Hem de emzirme haftasına hitaben!

Toplu emzirme eylemleri ise, bence çooook güzel ve önemli, zira insanlar böyle bilinçleniyor, toplum buna alışık hale geliyor. Tabi gönül ister ki, yeni yeni alışveriş  merkezlerinde kurulan "bebek bakım odaları" olsun her adım başı, anne de girsin rahatca emzirsin. Ayrıca bu iş anne için de çok kolay olmuyor, zaten çekinerek emziriyor çoğu yerde insan ki, toplamda dört sene emzirmiş bir anne olarak, bir kere bile beni rahatsız eden bir bakış ile karşılaşmadım. İnsanlar emzirmekte olan bir anneye sadece şefkat ve saygı ile bakıyor. Başkasını da aklım almıyor benim!!!

O vakit hayal edelim, madem annelerin emzirmesi insanları bu denli rahatsız ediyor, cinsellik ve libido düşmanı olarak görülüyor, hokus pokus, gökten bir emzirme kabini düşebilirmikus? Ya da yazın sıcağında, örtü altında bebeği şıpır şıpır terlete terlete emzirmeli! Kadınları eve tıksak da mı saklasak, tıkmasak da örtüler içinde emzirmelerini mi  sağlasak da saklasak? Ne yapsak? 

Sanki özellikle bir "anne"nin bu yazısı, ortaya çıkıp, dökülün bakalım, bu bir denemeydi, tepkileri merak etttim, ya da kuzenimin tezi için bir araştırma" der gibi. Gerçek olmasını aklım almıyor çünkü. Şaka mı bu? Gülmedik bak...

Yani, gerçeğe aykırı gibi... 
Sosyal bir deney yapıyor gibi... 
Şaka gibi... 
Bilirkişi gibi... 
Genellemelere nasıl da meraklı gibi... 
Kusar gibi...
İnsanın sinirlerini zıplatır gibi... 
Bunca (kadınlık ve annelik ile ilgili) mücadeleye  karşı eline zil takıp oynar gibi...     





No comments: