Sunday, February 21, 2016

Bugünün Hikayesi



Sabah her zamanki gibi kargalar kahvaltı etmeden uyandı kızlarım. Ben de bir 10-15 dakika -ki bu bir anne için lüks bir süredir- uzanmaya, yataktan çıkmadan keyif yapmaya devam ettim. Sonra çocukların yanına gittiğimde, ikisini de harıl harıl yazı tahtasına bir şeyler yazarken gördüm. Manzara enfesti, böyle anlarda zamanın içinde kaybolmak istiyorum. Öylece bakıp durmak, iyice beynime o anı kazımak, dondurup saklamak. Bazı anlar öyle güzel ki... Öylece zamanda asılı kalsam ve gözümü her açtığımda iki kızımı o tahtayı ikiye bölmüş, heyecan ile günlük programlarını yazarken bulsam...
 

Yazdıkları şey günlük program imiş. Müzikale gideceğimiz için heyecan ile günün planını yazmışlar. Bizim evde bir yere gitmek tam bir seremoni. Giyinmeyi ve çanta hazırlamayı eğlence haline getiriyor kızlar. Eğer gecikiyorsak ve ben geriliyorsam (çünkü gecikmeyi hiç sevmiyorum) biraz zor oluyor ama genel olarak vakit bırakmaya çalışıyorum. Sabırlı olmak için kendimi telkin ediyorum. Çünkü giyinmek ve çanta hazırlamak ve herhangi bir oyuna ya da çizgi filme dalmaktan kızları kurtarmak zor olabiliyor. Özellikle Lorin bir çok işini son dakikaya bırakıyor. Ve tam kapıdan çıkacakken ekstra şeyler çıkarabiliyor. "Gözlüğüm nerde? O ayıcığı bulmam lazım. Bu ayakkabıyı giymem. Başka mont isterim. Susadım." gibi bir takım sabır zorlayıcı imtihanlara sokabiliyor insanı.  

Bugünün planı Karlar Ülkesi müzikaline gitmekti. Belirtmek isterim, Zorlu Center'da ücretsiz dağıtılıyor bu ve Kibritçi Kız müzikalinin biletleri. Dağıtım günlerini takip ederek gidilebilir. Biz de bugün normalde gittiğimiz spor yerine müzikali tercih ederek yola çıktık. Büyük kızım sade Ada ve kolyesi, bilezikleri ile süslü Lorin ile arkadaşlarımızla buluşup, yola koyulduk.


Oyun, müzikler ve kostümler gerçekten çok güzeldi. Ama 8 yaş üstü çocuklar sıkılabilirler. Lorin ve arkadaşları Defne ve Beril oyunu çok severken, Ada ve arkadaşları sıkıldılar. Ama Zorlu Center'in bahçesindeki parkta hep birlikte eğlendiklerinde sıkıntıları çoktan geçmişti. Sıradan parkların aksine, gayet güzel ve değişik bir park olduğundan, eğlenceli ve sıra dışı aktiviteler ile kardeşler de, ablalar da coştular. 


Bir de müzikalin çıkışında hikayenin kahramanları ile fotoğraf çekimi vardı. O da ayrı bir renk kattı günümüze. Çocuklar kahramanları yakından görmekten çok hoşlandılar.





Eve dönme vakti gelmişti. Yola koyulduk. Ayrılamayan arkadaşlar evde de eğlenceye devam etmek istediler. Hep birlikte bizim eve gittik. Lorin ve Defne, yazı tahtasını, çadırı ve başka bir sürü oyuncakları salona yığdılar. Ne istedilerse izin verdim. Çok mutluydular. Ev birbirine girdi ama bence değdi. Keyifle çadırın içinde ve dışında oynadılar. Dert etsem ve oda derli toplu olsa ne olacak? Bunca mutluluğa ve yaratıcılığa değer bence. Zaten büyüdükçe daha az oynayacaklar. Hem tabletlerden uzak tutalım ve hem de ev derli toplu olsun, oynamak için ille de odasına gitsin, eve kimse gelmesin ile olmaz işte! Dağılacak, kırılacak, kirlenecek de... Yani yaşayan bir evde, çocuk oyunları ve cıvıltıları olacak! Gereksiz kurallara boğarak, kısıtlamalarla hayat geçmez ki...






No comments: