Tuesday, June 28, 2016

Lorin'in Çantası


Lorin ile evden çıkmak bebekliğinden beri çok zordu. Ada (belki daha büyük olduğundan, belki Lorin gibi burnunun dikine gitmediğinden) gideceğimiz yere göre çanta hazırlayabiliyor, uyarılarıma kulak veriyor ve ona göre hareket ediyordu, ama ya Lorin? Lorin ile çanta hazırlamak tam bir kabustu. Bir kere evde ne var ne yoksa almak istiyordu. Ve bunu her zaman evden çıkmaya dakikalar kala yapıyordu. Bulduğu ilk çantaya her şeyi tıkıştırıyordu. Kalem, boncuk, defter, bebek, oyuncak, kedi-köpek gibi bilumum peluş oyuncaklar, oyun hamurları, kutu oyunlarının parçaları, kurdeleler, tokalar işte aklınıza gelecek ne varsa. (Bunları sonra ayrımak da işin en fena kısımlarındandı). Tabi bunlar bir çantaya sığmayınca, Lorin'in çözümleri bitmezdi. Market poşetlerine kalanları doldurmak suretiyle olayı hallederdi. Hatta daha da büyük peluş oyuncaklar almaya kalkışmak. Yeter mi? Yetmez! Kedilere puset, bebelere taşıma çantası, ayılana gazoz, bayılana limon derken yaklaşık üç poşet, bir puset, bir gerçek puset (Lorin hanım için), iki çocuk, bir terlemiş bedbaht anne, kendi aldığı yedeklerin bulunduğu valizimsi koca çanta, say say bitmez...

Bu zavallı anne ne yapsın? Genelde kapıdan çıkmak üzereyken yaptığı için, her şeye evet diyordum, can havli ile. Bir de Lorin'in inadını biliyordum. Ortalığı birbirine katıyordu. O ağlayıp üzülünce Ada ondan daha çok üzülüyordu. Buradan, yeri gelmişken, yeni bebe büyüten sevgili annelere bir şey demek isterim. Bunca yıl anne olarak öğrendiğim şeylerden en önemlisi, "çocukla cebelleşmeyeceksin" Bu yolla hiç bir şey öğretemezsin. Üstüne üstlük adı üzerinde "çekişme" söz konusu olunca, taraflar kazanmak için hırslanacak, anlaşmazlık kaçınılmaz olacak. Sonunda herkes mutsuz olacak, bu da anneyi yetersiz hissettirecek. En sonunda da iletişim darbe alacak. Ki en önemli şey, çocukla kurulan doğru iletişim değil midir?  Bunu başka bir yazıda yazmak istiyorum. Gelelim konumuza...  

Lorin bu hallerdeyken, her evden çıkışta sinir krizleri yaşayıp, "ya sabır" derken, tiyatroya giderken bile Lorin ve saz heyeti ile gitmeye çalışırken, günlerden bir gün bir konser gecesi geldi çattı. Araba ile gittiğimden çoğu yere, kızların aldıkları eşyalara pek de ses çıkarmıyordum. Asıl kötü olan da zaten, fazla eşyadan çok, karmakarışık bir şekilde çantalara tıkıştırması ve bütün bunları son dakika yapması. Ben de tezcanlı bir insanım, gideceğim yerlere gecikmekten hiç hoşlanmam. Ve bu da beni inanılmaz telaşlı yapar ki zaten de öyleyim :) 

Ve işte bir konser gecesiydi. Dediğim gibi bir çok yere araba ile gittiğimizden, eşyaları umursamaz olmuştum. Hatta arabaya da yedek oyuncaklar koydu Lorin, bir yere gittiğinde unuttuğu şeyler olursa, arabadakileri kullanmak için. Arabasız gidince de, çanta taşımak iyice zorlaştığından, artık kesin bir dille fazla eşya alamayacaklarını söylüyordum. O gece yine de Lorin'in fazla eşya alma ihtimalinden dolayı, kendime bir büyük sırt çantası aldım ki, fazlalıkları koyabileyim. İkisine de "çanta hazırlayın ama fazla büyük olmasın" dedim. hazırlanıp çıktık yla. Ada'nın çanta boyutu çok uygundu, Lorin de benzeri bir çantayı seçince rahatladım. İçlerini kontrol etmedim. Neşeyle yola koyulduk, ki onu burada anlattım.

Aşağıdaki iki fotoğrafta ikisinin de çantaları görünüyor. Artık Ada yanına peluş oyuncak almıyor, Lorin ek olarak bir de kedisini aldı ki zaten ona insan muamelesi yapıyor.



Elinde çantasına koyduğu kitabı, kucağında kedisi ve çantası ile Lorin hanım. Her ortamda o kitap çıkıyor ve bir kaç sayfa mutlaka okunuyor. 



Önce yemek yediğimiz yerde beni şaşırttı. Çantasından çıkardığı mandala kartlarını boyamaya başladı. Tam çantaya uygun minik boya kalemleri vardı küçük bir kutuda. Sonra ikinci şaşkınlığımı konserde ara verildiğinde yaşadım. Lorin çantasından dudak nemlendiricisini çıkarmış sürmeye başlamıştı. Onu aldığından, daha doğrusu çantasına ne koyduğundan haberim yoktu. Şaşkın ve hayran bir şekilde onu izlemeye başladım. Ardından çıkardığı minik kolonya şişesini ellerine döktü. Süründü. Sonra minik şekerlemeler ile minik bir kek paketi çıkardı. Suyunu da koymuştu. Onları yedi, suyunu içti ve kitabını çıkarıp okumaya koyuldu. O an haykırasım geldi. Lorin çantasını kendi hazırlamış, her şeyi düşünmüştü. Hem de fazla bir şey almamıştı yanına. Öyle tatlıydı ki, aldığı her şeyi özenle kullanıyordu. 




Eve çok geç geldik. Hemen uyudular. Ben de hemen Lorin'in çantasını boşalttım. Tabi ki fotoğrafladım.  









Güneş gözlüğü, dudak parlatıcısı, kurşun kalem ve silgi, mandala kartları ve boya kalemleri, minik bir not defteri, minik bir kolonya şişesi, cüzdan, ince bir masal kitabı, cep telefonu (tabi ki oyuncak), büyüteç, konseri çekmek için ipad, su matarası ve bir belge. Su matarasındaki ilginç ayrıntı ise, bir buzdolabı poşetine konması, döklülüp saçılmasın mazallah :) Belge adeta bir kimlik cüzdanı vazifesinde, çünkü kedisi Tatliş Pamuk'a ait. En değerlimiz :) Kedimiz de kucağımız da her daim. Bir tek onun üşüyeceğini düşünememiş Lorin hanım. Onu da burada anlatmıştım. Beni feda ederek yedek t-shirt ile olayı halletti. 





No comments: