Sunday, June 26, 2016

Tatil, Aylaklık, Kitap vs.


Tatil başlamıştı evet. Ve tatilde aylaklık yapmak da vardı evet ama özgürce resim çizmenin tadı paha biçilemezdi.  



Karga ve Arkadaşları'nın hikayesini okuyunca, çizmemek olmazdı. O ne yumoş kargaydı öyle. Ve sadece "özgür çocuk resimlerinde" beyaz olurdu kargalar ve sınırsız hayal gücünün eteklerinde dünyayı gezmemek işten bile değildi. Bazen de gökyüzünden siyah bir kapak açılırdı ve o kapaktan gökkuşağı dökülürdü aşağılara ve tüm dünyayı yıkardı rengarenk duygular... İşte yine "nevarsaçocukresimlerindevar" azizim :)



Biraz sohbet etmeli abla kardeş..


Ve hazırlanıp, arkadaşa gitmek üzere yola koyulmalı. Defne ve Öykü'nün babası yurt dışı seyahatine giderse, Lorin'in deyimiyle, "yatmalı" kalabiliriz. O zaman dans, renk :) Kediyi ve tabi ki pusetini almadan gitmek olmaz.





Gece yürüyüşleri ve dondurma yemek harika olur. Lütfen fotoğraflara aldanmayalım. Yolların dili olsa da konuşsa :)) Scooter ile Defne ve Lorin'e "dur, yavaş, düşersin, direğin orada dur, çok uzağa gitme" çığırmaları arasında yol aldık. 


Öykü ve Ada'nın unicorn olma hevesleri :) Alnımıza bir külah yapıştırırsak olacak gibi ...








Yorulunca en rahat yer, abla dizi değilse nedir?


Madem ki arkadaşta kaldık, o zaman gece yarısı uno oynamadan uyumak yok. yaşasın tatilde kuralları yıkmak.


Kitap okumadan uyunmaz kuralı her daim geçerli olabilir mi lütfen?


Sabah erkenden uyanıp, bir doz daha uno almadan ayılmaz hiç kimse değil mi?


Eve dönüp, soluğu terasta almalı. Bisküvileri çaylara batırıp batırıp yemeli.


Kitap okumadan asla!


İki kardeşin selfie çekmelerine bayılıyorum ki :*



Ada kızım snap ile eğlenmiş biraz :)


Hem her yere gelir bu cingöz kedi bizimle, hem de Loriş kitap okur ona. Çok şanslı olduğunu söylemiş miydim?. İsmi de tatliş pamuk :))


İftara misafir olarak annemi çağırmanın bedeli çocuklara bakmasıdır (burada trajikomik bir smile olmalı) "Madem anneanneye geldiler, bir gün kalsınlar, yarın gelelim" demez mi canım annem? Evde çok işim vardı ve çoocuklarla yapmak çook zordu. Bu harika olmuştu. Önce ağaçtan dut toplama timi oluşturan Emre, Ada ve Lorin'i bilge bulduğum ağacın altında bırakıp alışveriş edip, eve dönmek üzere yola koyuldum. 



Akşam da Nur gelirse değme kuzularımın keyfine.




Ertesi gün anneanne ve büyükbabayı oturtup, onları her tür oyuna katmanın dayanılmaz cazibesi.


Veeee iftar akşamı. Evime doluşan misafirler. Bundan büyük mutluluk olamaz.





Ve ertesi sabah. Kahvaltı zamanı, Tatliş Pamuk yanımızda. Onsuz olmaz...


Bu ingilizce kartlar nefis oynayarak öğretiyor. İki kutu var ve her bir kart puzzle iki parçadan oluşuyor. Önce kim yapacak diye oynuyoruz sıkılmadan.  


Tatil biraz da sıkılmak demek. Ve sıkıldıkça yeni oyunlar üretmek demek. Biraz da "anneeeee sana oje süreyim mi?" "sür çoocum"



Ve ve ve apartman katındaki evimizin en güzel mekanı, çölde bir vaha, sevgili havuzumuz. Yarı olimpik ve bizi yazın kurtarıyor. Kendisini canlı bir kurtarıcı olarak görüyorum. Aramızda organik bir bağ var ve onu her gördüğümde sarılmak isteğim bundan :))


O zaman kayığına bin ve uçsuz bucaksız semada derinlere dal... Ya da minik bir kaydırak ile aqua park a dönüştür. 


Ve yine kartlar...


Akşam uyku öncesi kedisi yerine bana okumayı seçti Lorin. Şanslı mıyım ne? Ondan kitap dinlemeye bayılıyorum çünkü...




No comments: