Thursday, July 07, 2016

Ev HaĞnımı

Zamanında ev hanımlığını çok basite indirgemişim, bu doğru. Sanki ne iş yapıyorlar ki? Hem de pek üzülürdüm, vasıfsız eleman gibi gelirdiler bana! Çocuk dediğin çalışarak büyürdü. Nil Karaibrahimgil şarkısını bile yapmamış mıydı hem? "Çocukta yaparım kariyerde" lay lay lom... Ben hem çalışacak hem de çocuk büyütecektim. Annem de öyle yapmamış mıydı? Üç adet çocuğunu büyütmemiş miydi öğretmen kimliği ile! Gerçi onun mesleği "tam kadına, anneye göre" sayılıyordu ya neyse! Yine de büyütmedi mi bizi çalışarak ve bütün mahallenin çocuklarının derslerine gönüllü yardım ederek? Ben de yapabilirdim işte! Bana zaten her daim okumanın önemi ve okulun kıymeti anlatılıp durmamış mıydı? Okuyacak, önemli bir pozisyonda olacaktım, kendi ayaklarım üzerinde duracak, kimseye eyvallahım olmayacaktı! En önemlisi de ev haĞnımı olmayacaktım ben, ASLA! Zaten ben hayata yatak toplamaya ve balerina cif olmaya gelmemiştim ki!

Oysa hayat Nil'in şarkısındaki gibi olmuyordu, olamıyordu!

Kalamam hayatın köşesinde
O zaman neşesi neresinde
Koysalar önüme bariyerde
Çocukta yaparım kariyerde

N'oldu peki? Dünyanın hiç dinlenme bilmeyen, yaptığı ettiği asla görülmeyen, 24 saati hizmet sektörüne adanmış, en büyük sosyalleşmesi karşı komsuya kahveye ya da markete gitmek olan ev hanımlığını dibine kadar yaşadım. Bu iş dünyanın en yatarak yaşanan işi gibi görünüyor. Ama dünyanın "yatmaya fırsat bulamayan" tek işi aslında. Ya da sadece gece uykusunda dinlenebilen kişisi. Üstelik yaptıklarından yakınacak olsa "kendi çocuğuna bakıyor ve kendi evinin işlerini yapıyorsun diye sana madalya mı takacağız?" küçümsemesiyle karşılaşan, rütbesi değişmeyen, kıdemi artmayan, performans değerlendirmesi yapılmayan, sigortası, sosyal güvencesi olmayan, her daim soru soran minik bireylere makul ve mantıklı cevaplar vermek zorunda olan, tüm ayak işlerini yapan, evin düzeni kadar, çocukları ve eşinin de hayatını düzenleyen, bir sürü ayrıntıyı aklında tutması gereken, yatakları hep toplu olması gereken, ütüleri hep jilet gibi yapması beklenen, yaptığı yemeklere burun kıvırılan kişi....

Ada küçükken, okula gitmek zorunda olduğu için ev hanımı komşumuza özendi diye çok korkmuştum. "Ben de Firdes teyze gibi ev hanımı olacağım, okula gitmek zorunda kalmayacağım" dediğinde hemen Firdes teyzeye aslında zamanında okullara gittiğini, çalıştığını ve artık emekli olduğunu söylemesini tembihlememiş miydim?

Biz küçükken annem haftasonları olduğunda evde çok yorulduğunu vurgulamak için, "Pazartesi gelse de işe gidip dinlensem" derdi, bu bile ev hayatının ne kadar zor olduğunu göstermez miydi? Annem okulda o dönemin sınıf mevcudu 40-50 öğrenci ile uğraşıyordu da, evde 3 çocuk artı ev işleri ile zorlanıyordu demek!

Ev hanımlığı yapmak zorunda kalan en zavallı grup ise üniversite mezunu ya da yüksek lisans yapan grup oluyor ya da öyle görülüyor. Onlara daha çok acıyor teyzeler ablalar. Hele her konuda fikri olan çokbilmişteyzeler sık sık, "vah yavrum müebbet mi?" der gibi bakıyor ve "o kadar okudun, şimdi evde mi oturuyorsun?" demelerine veya çalışmanın erdemlerini anlatmalarına dayanamadığım çok olmuştur. Sanki unumu eleyip, eleğimi duvara asıp, zevk-ü sefa içinde oturup kahve yudumluyorum. "Evde mi oturuyorsııııaaağğn?" dediklerinde, sahiden 24 saat evde oturup duvarlara bakıyormuşsun ve tatlı cadı misali burnunu kıpırdattığında, tüm işlerin şipşak hallolduğunu zannetiklerine eminim. Çocuklar mı? Aman canım, büyüyorlar işte. En sevdiğim özlü sözdür, "öyle de büyüyorlar, böyle de!" Çokbilmişteyzeler devam ederler: "Hem çocuk milleti nankördür yavrum, yarın öbür gün, herkes kendi hayatını kurunca, kalacaksın bi başına! " Doğruluk payı da yok sayılmaz hani!

Neden şunu anlamaz baĞzı insanlar? Çocuk büyütmek başlı başına bir iştir. Mesai ister, özen ister, ilgi ister, ciddi vakit ister. İşte bunlar inanılmaz zor işlerdir. İşyerinde bir iş verilir, yaparsın ve bir şey ürettiğin için mutlu olur, performansını arttırır, paranı alır övgüler ile motive olursun. Sonra işin biter eve gidersin, sorumluluğun bitmiştir. Ama çocuk büyütmek öyle değildir! Kimse seni motive etmez, anında geri bildirim almazsın, kıdemin artmaz, çok yoruldun tatil yap demez kimse! Hep dahasını isterler hep dahasını! Zaten hormonların kuşatmasında yapmaktan bir garip zevk alırsın, aynı oranda da yorulursun. Üstüne binen yükler arttıkça da ruhsal yorgunluğunu gören olmaz. Sorumluluğun hiç bitmez.

İsterdim ki, anneler 0-3 yaşına kadar çocuğuna bizzat bakabilsinler, sonra da çocuk 6 yaşına kadar yarım gün çalışsınlar. Çok şey mi istiyorum? Çünkü kadın çok yönlü düşünebilen, çok pratik çözümler üreten, bir birey yetiştirirken hayatı daha da içen, o oranda esnekleşebilen, yapılarını yıkıp defalarca yeniden inşa eden, yaratıcılığı asla dört duvar arasına kıstırılmaya layık olmayandır. Çünkü kadın üretkendir ve ürettikçe ışıldar, parıldar! Işığı tüm civara yayılır...

Bunca üretken olan kadını eve kapatmak büyük ahmaklık bence! Nasıl topluma kazandırırız diye düşünmeli iktidarlar! Evlerde kocaman bir enerji hapis bence. Bazı evlere baktığımda patlamaya hazır enerji balonları görüyorum. Bir çok kadının içine düştüğü depresif hallerin de üretememekten  ve daha da öenmlisi dışarıdaki hayata karışamadıklarından ve dolayısıyla beslenemediklerinden  kaynaklandığını düşünüyorum. Bunca gücü olan kadın, anne evlerde kalmamalı bana göre. Yeniden inşa edilmeli tüm süreçler, politikalar...

Ev hanımlığını sonuna kadar yaşadım. Üstelik tüm yeni dönem anneleri gibi, evde çocuklarıma bakarken, ortamı nasıl daha yararlı ve eğlenceli hale getiririm diye kafa patlattım. Ve mesleğimden kopmadım, Ada doğunca yüksek lisans, Lorin doğunca doktora yaptım. Henüz bitmedi ama, "hala mı okuyorsun?" ya da "bu kadar okudun evde çocuk mu bakıyorsun?" diye soranlara toplu cevap olsun. Ben ev hanımlarına çok büyük saygı duyuyorum, çünkü zor bir iş. Bunu yaptığım için asla pişman değilim, çocuklarım gelecekte nankör olabilirler ama bu benim umrumda değil! Ben böyle doğru buluyorum, içim böyle rahat ediyor, onlara bakabildiğim ve emek verdiğim için kendimi şanslı bile sayıyorum. Hala mı okuyorsun diyenlere, "hala okuyorum ve hep okuyacağım, öğrencilik benim için annelikten sonra vazgeçemeyeceğim tek ünvanım! Tanrı beni öğrencilikten mahrum etmesin dilerim ki!" diyorum.

O zaman bir kez daha hepimize gelsin mi.....

Lalalalalalala.....

Kalamam hayatın köşesinde
O zaman neşesi neresinde
Koysalar önüme bariyerde
Çocukta yaparım kariyerde



No comments: