Tuesday, August 23, 2016

Valiz Hazırlama Seramonisi

Aslında her şey Ada henüz 5 yaşlarında ve Lorin de 1 yaşına dahi girmemişken, kısa bir Armutlu tatiline gitme girişimi ile başladı. Lorin'in henüz bebek olduğu dönemdeki seyahatimizde biraz da oyalansın ve kendi eşyalarına karar versin diye söylemiştim Ada'ya ama o bu işi gerçekten ciddiye aldı ve çok da sevdi. Ben Lorin ile ilgilenirken, Ada'ya "hadi kendi valizini sen hazırla" demiştim.
Sonra bir kere de Lorin 4, Ada 8 yaşında iken tekrar Armutlu ziyaretimiz oldu. Kızların valiz hazırlama merakından ilk kez orada bahsetmişim.

Ada (5) Lorin (1) Armutlu valizi hazırlık aşaması




O dönem Ada kızıma gideceğimizi yılbaşında söyledim. Yılbaşında başladı, Mart ayında gideceğimiz seyahat için valizini hazırlamaya. Bir heyecan, bir heves, insana yaşama enerjisi aşılayan, heyecandan uyutmayan, tüm neşesini minik valizinden taşırıp, yanına yöresine bulaştıran bu minik kızı örnek almamak işten bile değildi. Lorin de pembe tüllü prenses etekleri üzerinde (o zamanlar tütüsüz dolaşmazdı, artık dalgalandı da duruldu Lorin hanım) çoktan Ada'nın yörüngesine girmiş ve bünyesine valiz hazırlama virüsü bir kere yerleşmişti. 

Van valizi (Ada 11) Lorin (7)


O zamanları görmeliydiniz. Valize belki bir belki iki kıyafet konurdu. Hem Ada'nın kıyafet ile pek işi olmazdı, hem de oyun ve oyuncak baskındı yaşı gereği ve tüm valiz oyuncaklar ile doluydu. Artık her Allah'ın günü Ada önderliğinde "valiz hazırlama" saati vuku bulurdu. Uyku rutinleri gibi, "hadi gel Lorin, valiz hazırlayalım" diyen Ada'yı pembe etekleriyle pek süslü ve yandan çarklı Lorin takip ediyrdu. Eee ne de olsa annemin deyimiyle arka tekerlekti o ve ön teker nereye giderse, arka teker de oraya giderdi.

Bir ben, bir bebek, bir annem, bir Ada ve valizlerimle tatile gidecekken, buna bir de Ada'nın büyüklere sorsan pek de lazım olmayan bir sürü ıvır zıvır ile dolu valizi eklenmişti. Mini bir şok geçirdim önce. Ben oyalansın diye ve seyahatimize en azından mantık olarak hazırlansın diye söylemiştim oysa ki. Ama Ada tüm kararlı ve net duruşuyla karşımdaydı. Biliyordum  ki, o valizi götürmezsem gitmemeyi göze alacak kadar da inatçıydı. Eşimle dedik ki, bu onun en önemli eşyaları, çok da heyecanlı, kırmamalıyız. En nihayetinde feribot ile gidiyorduk, uçak değildi ki, ağırlık kısıtlamamız olsun. O'nu kaale almamış olacaktık bu pek önemli ve epeyce ağır valizi götürmezsek. Çilekeş ana modeli ile ben, taşımaya razıydım. Yurdum insanı da yardım ederdi hem. Dedik ve serüven başladı. Ada, abla diyorduk ama daha 5 yaşındaydı ve o en değerli eşyalarını Armutlu'ya varıp, evimize gelince, büyük bir heyecanla dolaplara yerleştirmesini bugün bile asla unutamam. Nazım der ya, "büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın..." Ada öyle ciddiydi ki, sarraf titizliğinde minişler, şirinler, bebekler, kitaplar, bir bir yerlerine diziliyordu. Gece yarısına kadar sürdü işlem ve yorgunlukla uyudu kaldı. 

O yanına aldığı oyuncaklarla hiç oynamasa ne olurdu ki? Nasıl öğrenecekti ki? Hazırlarkenki keyfi ve kendi eşyalarına karar verme lüksü bile yeter artardı ona. Eğer izin vermeseydim, çatışacak, mutsuz bir yolculuğa zorla çıkacak, muhtemelen ağlayacaktı. Tıpkı heyecanı ve mutluluğu gibi, hüznü de civara bulaşacaktı. Kendini ispat etme çabasıyla yorgun düşecekti. Ben de kendimi yetersiz bulacaktım. Tüm bunlara ne gerek vardı?

Yalnız anlatmadan geçemeyeceğim. Kahta seyahatimizde, Ada 8 yaşlarındayken, valizine olmadık şeyler koymuştu. Ayıcığı acıkırsa yesin diye, bir gün önce yediği pudingten ayırdığı ve buzdolabına koyduğu puding doldurduğu yumurtalık bile valizdeydi. Bu bile çocukları daha iyi anlamaya çalışmamızı bize gösterebilir. Çünkü farklı bir mantıkları var. Ona göre ayıcığı acıkırsa bu pudingi yiyecek! Gayet basit. Bir de sıkı sıkıya bantlanmış bir poşet daha. Onun içinde de Ada'nın karışım yapma merakına, deney yapma hastalığına hizmet eden, iksir malzemeleri vardı. Koloonya, evde hazırladığı renkli sıvılar, boş ve yarı dolu şampuan şişeleri. Pudingi almayıp, ayıcığına çubuk kraker yedirmesi konusunda anlaştık ama iksir malzemelerini sormadım Ada'ya ve almaya karar verdim. Ada'ya sooorsam kabul etmeyeceğini biliyordum. Ve eğer gizlice çıkarırsam, O'nun valizde bulamaz ise yaşayacağı hayal kırıklığını göze alamadım...

Ada (8) Lorin (4) Kahta'ya giderken

Yıllar içinde Ada ve Lorin gerçekten bu işi şölen kıvamında yaşamaya devam ettiler ve giderek öğrendiler. Önceleri valiz ağzına kadar oyuncak ile dlarken, giderek yanına bir iki en sevdiği kıyafet alındı. Sonraları listeler hazırlanmaya kadar geldi olay. Ve en son bu yıl biz Van'a gelmeden önce yine bir ay öncesinden valiz hazırlama çalışmaları başladı. Ve gerçekten ben hiç müdahale etmedim. İç çamaşırları, bikiniler ayrı ayrı poşetlere konmuş, kozmetik ürün çantası yapılmış, çoraplardan, diş fırçası ve macuna kadar her şey düşünülmüştü. Üstelik bu kez bir valize iki kızım da sığmöayı başarmışlardı. Hem giysi ve hem de oynayabilecekleri oyunları da unutmamışlardı. Sırt çantalarına da kitap, defter, kalem vs. koyunca, ellerinde de kedicikleri, işlem tamamdı.  Bir tek terlik unutmuşlardı, onu da ben aldım. En son kontrolü beraber yapıyoruz ve bana hazırladıkları valizi göstermeye bayılıyorlar. "Anneeeeağ sana valizimizi gösterelim mi?" bu bile ayrı bir zevk onlar için.

Tıpkı çocuklarımız küçükken giysilerini kendisi giysin, yemeğini kendisi yesin, ayakkabısını kendi bağlasın diye beklemeyip, sabırsızlıkla kendimiz yapma gafletine düştüğümüz gibi, her iş için çocuklara fırsat vermek en güzeli ve doğrusu bana göre. Ki zaman zaman ben de bu hatalara düştüm. Ama ben yaptım siz yapmayın. Sabırsızlık çocuklara verilen en büyük ceza ve hem büyümelerine, hem de büyürken öğrenmelerine vurulan en büyük darbe bence. Anne baba olmak çok da kolay değil aslında. Deneye yanıla öğreniyoruz. Biraz da mantık işi aslında ve bir de bencilliğe asla yer yok! 
Ada (11) Lorin (7) Van valizi



   

No comments: