Thursday, November 24, 2016

İz

Ben okulun kollarinda actim gozlerimi... Ogretmenler odasi daimi ugrak yerimdi cocuklugumdan beri. Cevrem bir suru ogretmen ile doluydu. Hic sikayetim yoktu. Yine de kendi ogretmenimi mutfakta yemek yaparken ya da bulasik yikarken gordugumde saskinliktan donakalmistim. Demek okulda yasamiyordu!

Bir cok okulun kurulusuyla baslayan hikayelerim oldu ogretmen anne ve babam ile. Evimiz etut merkezi gibiydi. O zaman ki (sanirim yaslandim:)) mahalle kulturunun de katkisiyla, odevini yapamayan, yapmakta zorlanan, yardimci kaynak arayan solugu bizim evdeki sayisiz kitaplarin arasinda alirdi. Hatta o kadar ki yemegini bitirmeyen cocuklar da bize gelirdi. Annemin sihirli bir etkisi vardi. Babamin tummm yumusak tavirlarina karsin, tatli sert annem bir sekilde cocuklarla iletisim kurar, olayi cozume kavustururdu. 
Okula dogunca insan okuldan da kopamiyor demek ki! Okul sevdasi cok baska. Yasamin oyle sekilleniyor. Tahmin edebileceginizden daha fazla ogretmen tanima sansim oldu. Kizlarimin okul seruveni baslayinca  da bambaska bir boyut kazandi. Bu isi layigiyla yapabilenler kadar, -her iste oldugu gibi- insani saskinliga dusurenler de vardi suphesiz. Ama ben bize cok sey katan tum ogretmenlerimizi yillar sonra bile minnetle anacak ve asla unutmayacagim. Bilir misiniz cocuklar ayna gibiler, nasil ki okulda aileyi yansitirlar, evde de ogretmeni yansitiyorlar. Hic suphe yok ki, aileden sonra en buyuk sekillenme merkezi de okul iste. Yadsinamaz bir gercek varsa o da okulun cocuk uzerindeki etkileri.

Ilkokuldayim. Okulun arka bahcesine gecmek yasak. Cunku hava yagmurlu, cunku arka taraf agaclik ve toprak oldugundan, her yer camur icinde. Bir arkadasim "suyun icinde ziplasak" dedi. Fikir harika geldi kulagima. Daha once kiyafetlerime yemek dokuldugunde okulun gorevlisi Seher teyzenin okulun alt katindaki evinde uzerimi segistirmis, cok hasta oldugumda annem bir yere birakamadiginda orada uyumustum. Yine orada hallederiz uzerimi diye dusundum. Alt kattaki nobetci ogretmenin bir bosluk anini yakalayip iki kafadar okuldan sivistik. Arkadaki su birikintisine pardon adeta golete canhiras kosrken ayagim kaydi ve kendimi camur deryasinin icinde buldum. Arkadasimin yuzundeki korku ve endise ile carpistim. Basim beladaydi ve ust kat nobetcisi ogretmenin camdan bagirdigini gordum. Bitmistim. Ustelik ornek ogretmen cocuguydum, camurun ortasinda ne isim vardi? Ben atlayip zıplayanlara "aaa yapmayin sekerim, azicik agirbasli olun" demeliydim oyle mi? Nerede kaldi hayatin eglencesi?  Ust katin, camdan bagiran nobetci ogretmeni soylenerek bana yaklastiginda farkettim ki, annemdi! Annemin beni gorunce icine dustugu durum benimkinden daha da fenaydi! Okul yillarından kalma muziplik ve kendiyle dalga gecebilmesi ile unlu Kübra öğretmen kahkahayi basinca, hepimiz derin bir "oh" cektik. 

Sonra bir gun en yakin arkadasim oyunu birakamamis olacak ki altina kacirdi. O zaman cep telefonu yok tabi. Anneyi ara, ucsun gelsin, olay bitsin. Pedogoji ilmi de pek yok diyim, cocuk bir utandi, bir utandi ki sormayin. Elimdeki sulugumu uzerime boca ettim. Nasilsa Seher teyze vardi, arkadasimi ona yollayamazdim
Ama beni kirmazdi. Hem arkadasim yalniz hissetmeyecek, hem de seher teyze ikimizi de halledecekti. Annem yine sok oldu! Tuvaletimi kacirdigimi dusunen annemin endiseyle gozleri buyudu. Su dokuldu dedim yuksek sesle, "ikimize de" diye ekledim. Az once utanctan yere bakan arkadaşım minnettar bir sekilde bakiyordu bana. Annem anladi ama belli etmedi. Her daim yaninda bulunan yedeklerle solugu Seher teyzenin odadan bozma evinde aldik. Guzelce giyindik ve derslere devam ettik, o gun o arkadasim bana öyle büyük sevgi ve minnettarlıkla bakıyordu ki, dün gibi aklımda. Sonra bir kağıt uzattı derste bana, açıp okuduğumda ağlayacak gibi oldum. Şu an hatırlayınca da aynı hislerdeyim. Kağıtta şu yazıyordu, "Bugünü ve benim için yaptıklarını asla unutmayacağım, sen kardeşim gibi davrandın bana, öyle olmadığın halde, seninle kan kardesi olalim mi?" O günlerde bu iş çok sükseliydi. Öyle önüne gelene değil, gerçekten hakedene verilen bir misyondu. Simdilerin kanka ya da bff si diyebiliriz :) Kağıdı okuduktan sonra gözlerimiz birbirine değince gözlerimizle beraber içim de doldu. Kan akıtmaya falan gerek yoktu, o bakışma bizi kan olmasa da yürekten birbirimize bağlamıştı çoktan. 

Nereden nereye geldi konu? Kizlarimin okul seruveni basladiktan sonra ben farkettim ki, her ogretmenin insanin uzerinde bir izi oluyor. Buna universite hatta doktora danışman hocası da dahil. Bazi izler oyle guzel ve oyle ozel ki, insani ilmek ilmek oruyor, orerken de buyutuyor... Ben okullu olmaktan da ogrenci olmaktan da hic yorulmadim, bu gidisle de yorulmayacagim. Bu vesile ile, en basta anne ve babam olmak uzere, guzel izler birakan tum ogretmenlerimizin gununu buyuk bir heyecan ile kutlarim...

No comments: