Sunday, December 25, 2016

Yolun Yol Değil Zaman!

Zaman... Bazen eli öpülesi, bazen yerden yere vurulası!
Ey zaman!
Acıları unutmaya çabalarken şakır şakır yağan yağmur gibi bir anda ıslatıp bitsin gitsin dediğimiz, ama o çoğunlukla süründürerek alır intikamını... Unutmak için, toparlanmak için, yaraları sarabilmek için, bazen acılardan kurtulabilmek için, hemen bitsin geçsin diye gözünün içine baktığımız! Oysa o kalbimizin kırıklarının üzerine basmakta onları parça pinçik etmekte sakınca görmez! Öyle gaddardır zaman, öyle hain!
 
Sonra bazen, dursun akmasın dediğimiz, başarı kazandığımız anlar, en önemli zamanlarımızı kutladığımız törenler bitmesin diye iç geçirdiğimiz duygusallığın zirve noktasına ulaştığımız ya da duygularımıza karşılık bulduğumuz o büyülü anlar, dursun işte o anda, bitmesin zaman dediğimiz.... Öyle günlerde, inat eder gibi, sırıta sırıta koşar gibi, bir rüzgar eser gibi, berrak gökyüzüne bakarken kapkara  bulutlar gelir gibi insanın kursağına dizer gibi.... Geçiverir, bitiverir, ardından bakakalırsın, unutmamak için tekrar ede ede içinden çabalarsın.... İşte şimdi geçme be zaman dersin! İşte şimdi dur da tadına varayım be zaman! Kalbimi kırdığın gün, parçalara böldüğün gün hiç geçmedi ya hani, işte şimdi de dur biraz bekle! Hani filmde olurdu, yolunda gitmeyen şeyler için zamanı dondurup, tekrar baştan yaşamak herşeyi. O an da benim için, donsa, herkes bir dursa, ben o duygulara doysam ve sonra herkes kaldığı yerden devam etse!
 
Yolun yol değil zaman! Nerede durup, nerede geçeceğini bilmiyorsun be canım!
 
Bir de büyük puntolarla herkes tekrar eder: An'ı yaşa, tadını çıkar! Hiç bir an tadını çıkaramazsın ki... Hep sonradan hatırladığında damağında kekremsi bir tat mı, çilekli bir pasta mı, yoksa insanı mahveden bir acı biber mi kalır sana, işte o an anlarsın! Yaşadığı anın kıymetini tam da yaşarken bilemez ki insan! Bilse o an olmaz ki! Doğallığından çıkıverir, yapay durur, eğreti kalır. Farkına vardığın; yaşamak, tadını çıkarmak için çabaladığın an, çıkarsın o anı yaşamaktan ve böylece de olmaz ki anın kıymeti!
 
Sonra "bu günlerin çok güzel, tadını çıkar" derler! Bunu söyleyenler de hep o anları yaşamış, bitirmiş, yaşarken de yıpranmış kimselerdir. Evet, çıkaracağım elbet! Bu anlarım geçince, benim yerime geçen bir başkasına salık verirken en çok!
 
Ey zaman! Dedim sana yolun yol değil! Söküp atmak istediğim anlar da var benim! Yardım etsen diyorum biraz! ama dönüp dolaşıp beynimde yankılanıyor, öyle anlarda söylediklerim, yaptıklarım. Yapma be zaman! Hem kanmayın "yaşadığın hiç bir şeyden pişman olma!" klişelerine. İnsanız en nihayetinde! Dibine kadar pişman olmadan nasıl olunur ki daha iyi bir insan?
 
Hem kim demiş bir gün 24 saattir diye? Bazen bir yıldır bir gün, bazen beş dakika! Yolun yol değil zaman! Hayat bir andır, o da şu andır demeyeceğim ben! Diyeceğim o ki, hayat insana yaşayıp da pişman olduğu anları bir daha yaşatmasın, bir daha pişman etmesin!

Bu yazı bu fotoğrafa bakarken çıktı, öylece, sessiz, sedasız...
 
 
 
 

No comments: