Monday, January 09, 2017

Şahsiyet Rötarı

"Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur." Turgut Uyar, Tomris Uyar için der. Ne aşk ama! Aslında Tomris Uyar için "Ne kadın ama" diyesi geliyor insanın! Zira, Ülkü Tamer, Turgut Uyar, Edip Cansever ve şiirin -benim için- asıl babalarından Cemal Süreya'yı da kendine aşık etmiş! Şiiri yazana mı, yoksa yazdırana mı bakmalı bilmiyorum ama Tomris Uyar'da farklı bir şeyler olduğu kesin! Boşuna dememişler, "her kadın biraz Tomris Uyar olmak ister" diye... Ama konumuz o değil, o başka bir yazı konusu. Çünkü bugün Cemal Süreya'nın ölüm yıldönümü! O'nun öldüğünü düşünürsek tabi ki, zira tüm şiirleri dört bir yanda, yüzlerce kalpte, dudakta mısrada yaşıyorken, öldü demek haksızlık olur!
 
Bir şairin her şiiri mi vurur insanı? Her şiiri mi dokunur içinde bir yerlere!
 
" Üşüyorsan söyle sevgili,
seni bir kat daha seveyim" 
 
ya da
 
"İnsanın başına ne gelirse merakından demiş eskiler,
baktım olmuyor,
ben seni merak edeyim, sen de geliver" 
 
ya da 
 
 "Bazı adamlar incitmeden sevmezdi,
 kırardı, dökerdi, yangınlar bırakırdı arkalarında...
Bazı adamlarsa tüm geçmişi unutturur, parmak uçlarından öperdi."
 
Asıl anlatmak istediğime geçeyim, yoksa ben Cemal Süreya şiirlerinden çıkamam! Tomris Uyar'lı aşk hikayesinde çok etkilendiğim bir ayrıntı var, onu paylaşmak istiyorum. Tomris Uyar ile aynı evde yaşamaya başladığı Cemal Süreya arasında şöyle bir olay gerçekleşir.
 
 “Her akşam işten çıkıp şıp diye eve damlıyordu Cemal Süreya. Bir gün Tomris Uyar, ‘biraz gez dolaş arkadaşlarınla falan buluş’ dedi. Ertesi gün geç geldi Cemal Süreya, daha ertesi gün de, hep geç geldi. Bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan Tomris, apartmanın girişinde oturan Cemal’i gördü ve gerçek ortaya çıktı. Her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup ‘gecikiyordu’ Cemal Süreya… Tomris Uyar tarafından durumun adı derhal kondu: Şahsiyet Rötarı…”
 
 

No comments: