Sunday, February 12, 2017

Canı Çekmiş :)

Önceleri sabahları okula giderken evden çıkmak tam bir eziyetti. Ada hazırlanır bekler de bekler, Lorin arıza çıkarır, gitmek istemez, tam çıkacakken tokasını, çorabını, eteğini değiştirmek ister, ayakkabı giydikten sonra mutlaka tuvaleti geldir (ama mutlaka ayakkabı giyindikten sonra) istekleri bitmez, bazen de ağlardı. Bahanelerle evde kalma süresini uzatır, benim kafam huni takacak moda gelmiş durumda, Ada beklemekten yılmış, mutsuz mutsuz çıkardık evden. Ki normal şartlar altında Lorin mutluluk saçar, hayata çok güzel ve eğlenceli bakar. Ama sabahları okula gitmeyi eziyete dönüştürürdü. 
 
 
 
Sonra Lorin büyüdü, büyürken de okulu sevmeye başladı. Bizi anlamaya, mantıklı konuşmalara cevap verir oldu. Şimdi durum farklı artık. Şöyle istekleri oluyor genelde;

Lorin: Firdes teyzenin (karşı komşumuz) ziline basayım mı anne?
Anne: Neden?
Lorin : Günaydın diyeceğim.
Anne: Peki.
Firdes teyze tüm güler yüzlü ve anlayışlı haliyle kapıyı açar, çocuklara sarılır, saçlarını düzeltir, sevgi dolu kelimelerle bizi uğurlar ve bu rutin Ada ve özellikle Lorin'in pek hoşuna gider.

Sonra apartmanın merdivenlerini Ada Lorin yarışı ile inmek izler. Lorin'e kalsa her katta zile basıp, herkesle merhabalaşacak, sohbet edecektir. Lorin'in bu rahatlığına karşılık Ada da kimseyi rahatsz etmeyelim inceliği ile doludur. Daha ayakkabısını giyerken başladığı "tatlıyla balla, sen kes diye söz olurum, kırmızı şalla gelirsin diye yol olurum" Yalın ile konserini en nadide parçalarla sürdürmektedir. Ada "sus Lorin, insanlar rahatsız olacak, uyuyanlar olabilir" cümlesini duymazdan gelerek devam eder. Bir de merdiven de çıkıp inerek ayaklarıyla tempo tuttuğu bir de dans gösterisi yapmakta, gürültüsü arşa çıkmaktadır.

Oysa apartman sakinleri Lorin'i bu durup dururken bile insana neşe saçan kızı çok sevmekte, anlayışla karşılamakta ve bulaşıcı neşesinden bir tutam almaktadır. Çocuk neşesini bilirsiniz işte. Her görenin dudaklarına kocaman bir gülümseme yerleşir her daim.

İşte böyle bir sabah Lorin hani canın bir yiyecek çeker de dile getirirsin ya aynen o şekilde şöyle dedi:

Lorin: Ayyy canım Hamiyet teyze çekti!
Ada şaşkın ve sinirli baktı Lorin'e,
Ada: Of Lorin sabah sabah insanları uyandıramazsın, sanki yiyecek bir şey istiyorsun!

(Bu arada Hamiyet teyzemiz giriş katında oturmakta ve bir yere gidip gelirken kızlarla sohbet etmekte ve bol bol "ah işin zor evladım, Allah kolaylık versin" diye dualarını esirgememektedir. )

Lorin: Ayyy canım çok çekti yaaa, diye diye benim kapıyı kilitlememi beklemektedir.
Ben de hem Hamiyet teyzeyi rahatsız etmemek, hem Ada'yı ezip geçmemek ve hem de geç kalmamak için,
 "Hayır Lorin, akşam çıkışta görürsün", deyince, Lorin her zaman ki gibi şansını zorlamaya ve ısrara başlar.

"O zaman Özge abla ve Emre?" (Apartmanımızın ikinci katında oturan arkadaşım ve tatlı oğlundan bahsediyor.) Bu arada beş katı inerken bir yandan da Lorin' e "hayır" diyorum. Devam etmekte bir sakınca görmüyor. "Nedime teyze?" (Özge'nin üst katında oturan teyzemiz.) "Hayır Lorin!" bu kez Ada cevap veriyor. Bir de ekliyor, "ısrar etmesen artık!" Oh yooo, Lorin devam ediyor, "Suzi abla, hem bebeğini de görürüz?" Ada "offf Lorin" der gibi bakıyor, ben de tekrar bir "hayır" ekliyorum. Yılmıyor. Devam ediyor. Böyle böyle biz en aşağıya iniyorken Lorin apartmandaki komşularımızı saymaya tersten devam ediyor, hala umutlu, hala kararlı. "Peki Firdes teyze?" Ada ve ben hep bir ağızdan "onlar Şile'de" diyoruz. Günlerden Cuma ve Firdes teyzeler hafta sonuna Şile'de giriyorlar. Bu arada en alt kata inmiş, tam da Hamiyet teyzenin kapısının önünden geçiyoruz. Lorin son bir kez daha şansını deniyor. Sanki hiç sormamış gibi, sanki hiç konuşmamışız ve sanki sayısız "Hayır" ile karşılaşmamış gibi bir kez daha soruyor; "Zile basayım mıı?" "ya tutarsa" diye düşünüyor herhalde. Ben artık cevap vermekten yılmış ve "yeter artık" der gibi yüzüne bakıyorum, Ada ise hızla elinden tutup dışarı çıkarıyor. Okula gitmek üzere arabaya doğru yol alıyoruz. Bizim ısrarcı açık havaya çıkınca hem yürüyor hem de başlıyor yine çok sevdiğim Yalın şarkısı söylemeye ve bize de enerji vermeye....
"tatlıyla ballaa, sen kes diye söz olurum, kırmızı şalla, gelirsin diye yol olurum...."






 

No comments: