Sunday, April 16, 2017

Patenli Günler

 Nicedir yazmayı ihmal etmiştim. Günlüklerimizi. Oysa ben onları kızlarım okusun diye, kişisel tarihlerine yolculuk yapsınlar diye yazmıyor muyum? Kendi geçmişteki bir daha dönemeyeceğim duygularıma dönmek için yazmıyor muyum? Bazen de sadece istediğim için yazıyorum. Yazmayı ve paylaşmayı sevdiğim için yazıyorum. Tavsiyem olsun, siz de yazın. O günlere dönmek için, çocuklarınız okusun diye, arşivlemek için, yazın. Kendinizi daha iyi tanıma imkanı bulmak için yazın. Kimse okumasa bile yazın. Albümleriniz yazılı olsun. Kim istemez ki, eski fotoğraflarının altında bir d notlar düşülmüş. Bugün şunu, bunu yaptık diye. Hiç bir şeye dikkat etmeyin, yazın gitsin, imla dışında. O nedenle çoktandır ihmal ettiğim günlüklerime geri dönüyorum. Günlük, günce, gündelik hayat, gidişat, yaşanmışlık, fotoğraflı özet günlük, sanal günlük ne derseniz işte... ( Bu girişi yazarken, neden yazdığımla ilgili bir yazı daha yazdım iyi mi?)
 
15 Nisan '17 Cumartesi
 
Evde ses kesildiğinde, çıt çıkmadığında, nasıl olmuşsa Lorin bile sustuysa demek bu iki kafadar bir takım işler peşindedir her daim. Masa başı faaliyetleri en sevdiklerimizden. İşte abla kardeş ve dağınık masaları. Evet tekrar ediyoruz, neymiş, dağınıklık ilham verir! Zil düzen olduğunda sanatçılık olur mu Allasen? Kıssadan hisse, "sanatçı yetiştirmek için, evinizi dağınık tutun. :))) ( anne tüyoları, kendini teselli etmece)
 
 
Çocuk resimlerine bayıldığımı söylemiştim. Renklerin güzelliğine baharın uyanışına bakar mısınız? Bu bir manyete oldu. Eski bir manyetenin resmini söküp, kendininkini yapıştırdı Lorişko. "Ne Varsa Çocuk Resimlerinde Var" benim sloganım :)
 
 
Bugün büyük gündü bizim için. Ada ve Lorin bütün hafta boyunca  hafta sonunun gelmesini beklediler. Araya hastalıklar girse de, paten almaya gitmeyi planlamıştık. İyileşince soluğu Decathlon mağazasında aldık.
 


Patenlerimiz hazırdı ama nasıl kayacaktık? Bilmiyordu çocuklar henüz. Bu hevesle parka gittik. Pes edeceklerini, yapamayacaklarını düşünsem de, kızlar gayet de dengede durmayı başardılar, bu ilk gün için iyi bir performanstı bence. Ama daha çalışmalıyız tabi ki. Bu arada ben de özenmedim değil hani.

 
Antalya'dan Emre dayı gelince anneannede buluşmak da vardı. Sohbet, yemek ve çay sonrası eve döndük.


Anneannem çocukken bir masal anlatırdı. Öyle büyülüydü ki, dinlemeye doyamazdım. Ben onu bana masalını anlatırken videoya çekemeden vefat etti. Ama masalının tınısı hala kulaklarımda, etkisi kalbimde. Bence büyüklerin masalları çok değerli. Herkesin özel masalları olmalı, çocuklara anlatmalı. Babaları kızlarına kendi babasının anlattığı masalı anlatırken yakaladım ve tabi ki hemen fotoğrafladım :)
 

 

İki kardeş eve dönünce yorgun ama mutlulardı.


 




No comments: