Sunday, July 23, 2017

Kıymet...

Dördümüzün birlikte hiç fotoğrafı yoktu. Annem, Ada doğduğundan, ben anne olduğumdan ve kendisi de anneanne olduğundan beri her defasında "anneannenle bir fotoğraf çektirelim" deyip duruyordu; "Dört kuşak bir arada" . İnsan sevdiklerini kaybedeceğini hiç düşünmediği için, annemin bu ısrarına anlam veremiyordum. Ben ve benim süslü anneannem de hep bir taranalım, hatta kuaföre gidelim falan diye ti'ye alıyorduk bir yandan, diğer yandan da sahiden de güzelliğimize önem veriyorduk şekerim. Annemin ise niyeyse acelesi vardı. Oysa anneannemi kendi elleriyle kuaföre götürürdü hep ve anneannem dönüşte ayrıntılarıyla bana anlatırdı. Bilsem, hep yanında giderdim. Her anını daha da çok içime çekerdim. Nereden bilecektim? Anneannem çok sağlıklıydı, hala torun bakıyordu, gık demeden. Sevdiğimiz tüm yemekleri yapıyordu, boncuk boncuk terleyerek. İşte tam da o gün, bu fotoğrafın çekildiği an, "ay gel anneanne, bizim her halimiz güzel ki, ısrarlara dayanamadık deriz" dedim. Anneannem en genç kız kahkahasıyla, "bir ruj da mı sürmeyelim?" diye takıldı anneme, ama annem kararlıydı.  Oysa namazında, niyazındaydı ama espriliydi benim anneannem. Tam o an, yoldan geçeni çağırdı annem, bu ulvi görevi yaptırmak için. Kurban babamdı. Adamcağız elinde fotoğraf makinesi, hem çözmeye çalışıyor, hem de bir kere daha, bir kere daha diye diye onu da bıktırmaya kararlı bu çılgın "anne"lerle uğraşıyordu. İşte böyle böyle en doğal, en kahkahalı "an"ımızla yakaladı bizi deklanşör! Gülücüklerimizle birlikte, hem o "an"ı, hem annemin nicedir istediği anı'yı, hem de birlikteliğimizin güzelliğini dondurdu! O günlerde akıllı telefon çok yaygın değildi, dijital makineler revaçtaydı. Ama annem için çok önemli olduğundan, fotoğrafçılık hayallerimi süsleyen, biriktirdiğim paralarla aldığım, meşhur nikon objektifli makinemle çektirmek istedi. O makine ile çektiğimiz son karelerden olduğu için, bu karede görünmeyen kahramanlardan biri de o idi. Eminönü esnafından öğrenci parası ve pazarlıkla aldığım, adını "Tilda" koyduğum, canım makinemdi! Beyin çok ilginç! Bazı anılar ve anlar eşya ile özdeşleşerek kodlanıyor, istifleniyor sanki. Ben o makineye her baktığımda anneannemin neşesini, bebek Ada'nın her şeyden habersizliğini, annemin bu karenin peşine düşüşünü, taze anne heyecanımı, babama makineyi anlatmak için taklalar attığımı ve tüm badirelere rağmen bu dörtlü, analı-kızlı, "nesilden nesile" fotoğrafımızı çekmeyi başardığımızı hatırlıyorum. Buruklaşmaya fırsat bulamadan, o genç kız kahkahaları kulaklarımda yankılanıyor. İyi ki diyorum annem bunca ısrar etmiş, iyi ki. Bu anıyı şuna adıyorum; "an'ların ve hayatımızdakilerin kıymetini bilmeye!"

1 comment:

Unknown said...

Earthling...
Q: what's the MOST important objective
N our lifelong demise determined by us?
A: achieving Seventh-Heaven: in the
Great Beyond, everythang is possible.

When our eternal soul leaves our body at death
and we riseabove to meet our Maker,
only four, last things remain:
death, judgement, Heaven or Hell
according to the deeds WEE mortals
have done in our Finite Existence.
Find-out what RCIA means and join.

PS° I'm a re-boot NDE:
if you're RIGHT,
you'll see the LIGHT -
follow that to the Elysian Fields.
Let's be tethered2forever Upstairs.

Make Your Choice -SAW