Sunday, September 10, 2017

Değişir Bir Şeyler....

Değişir Bir şeyler..

Bir sır vereceğim! İnsanlara takılma! Hani yaptıklarına, davranışlarına, söylediklerine! "Sana bunu yapan, diğeri ile dost olabilir mi? " diye sor kendine. Öyle kazık atmasına falan gerek de yok. Sadece değişir bir şeyler. O artık senin daha önce tanıdığın, tanıdığını sandığın kişi değildir, hayretler içerisinde izlersin. Neden biliyor musun? Her daim kendinde yanlış arama. Hep açık olduğun ve gerçekten samimi olduğun sürece sorun yok. Değişir bir şeyler dedim ya. Önemsememeye başlar, aramamaya, sormamaya... Neden? Çünkü yalnız değil artık! Yalnızken sana koşuyordu ya hani! Şimdi çevresinde şu veya bu şekilde insanlar var ya, seni aramaz tabi! Aramasın, dert etme. Ben ettim, sen etme diye anlatıyorum. Kendine inandığın, haksızlık etmediğin, şefkatini karşındakine sonsuz verebildiğine emin olduğun sürece yoluna bak! Kendinle gurur duy. Kimse ilgilenmezken, ona değer verdiğin, zaman ve emek verdiğin için gurur duy kendinle. Sen -o kişi kim olursa olsun- bir insanı YALNIZ bırakmadığın için, dost olabildiğin için, kollarına kendini her attığında, çaresizliğinde, ona sarıldığın, onu dinlediğin ve en sihirli kelime olan "seni anlıyorum" dediğin için, onu anladığın için kendini daha da sev. Bu sevmenin sınırlarını da zorlama ama, abartma😇 Narsist bir kişi olmanı istemeyiz çünkü! Kimseyi sevmeyen ve hiç empati kurmayan. "Canım kendim" diye diye dolaşmaya da gerek yok! Ama kendini kötü hissetme. Kendini değersiz ve sevilmeyen hissetme. Ben hissettim, sen yaşama diye diyorum. O yolları aşındırdım ben, sen de bir daha o çıkmazlara girme, "değersizlik" labirentinde kaybolma diye söylüyorum. Tüm bunlar için kendine soracağın ilk soru;" yeterince açık mıyım?" Eğer; "Sinsice kart saklamıyorum, kartlarım açık oynuyorum" cevabını verdiysen, vicdanın derin bir "oh" çeksin. 

Eğer sürekli açıklamalar yapıyorsan, bil ki bu senin suçun değil! Kimseye açıklama yapmak zorunda değilsin ki! Seni AÇIKLAMA yapmak zorunda bırakanlar varsa eğer, diğer soruyu sor kendine; "Bu yaşadığım şey arkadaşlık olabilir mi?" Bunu arkadaşlık sanma sakın! Çünkü bu arkadaşlık değil! Eğer öyle olsaydı, şu an hissettiklerini hissetmezdin. Seni bu kadar yalnız ve değersiz hissettiren duygu bu olamaz! Burada bir yanlışlık olmalı! Öyle her şeyini feda etmeler falan değil arkadaşlık bence. Aramak, sormak, "sahiden" ilgilenmek, dinlemek, "merak etmek" zaman ayırmak, anlamaya çalışmak gibi basit görünen önemli şeyler. Bir de her koşulda samimi olmak! Empati'nin yazarı Adam Fawer ne güzel söylemiş; " insanlar söylediklerinizi ya da yaptıklarınızı unutur, ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmazlar!" samimi hisler, güzel duygular kadar acıtanlar da asla unutulmaz! 

Üzülme diyorum ya, üzüleceksin! Belki yazdıklarımı okursan ve uygularsan daha kısa sürer, kim bilir? En çok neye üzüldüm biliyor musun, zamanıma, emeğime, inancıma değil, içimi ona açmış olmama! Özelime girmesine izin verdiğime. Bu da diğer aşama, bunu da atlatacaksın. Tabi ki yaşa ama depresyona girme diyorum. Eğer sen öyle basit bir kaç şeye arkadaşlığının hesabını yapmıyorsan içini ferah tut. Karşındaki hiç bir açıklama yapmak zorunda olmadan ya da zorunda bırakmadan "hadi gel" diyebiliyorsa, elinden tutabiliyorsa GERÇEKtir. Çünkü sadece sevmekle başlar her şey ve devam eder. Hesabı, kitabı, açıklaması, ama'sı, çünkü'sü olmaz. Seversen gidersin, severse gelir. Sarıl ona. Ama seni çoktan unuttuysa, elinin altındakilerle -önceden ona değer vermemelerine rağmen- yetiniyorsa, aklına bile gelmiyorsan, yapacağın bir şey yok. 


Hayat bu! Acının en başta sevimli görünen patikalarına girdin mi kendini sert virajlarda bulursun bazen. Diyeceğim o ki, yolun sonu var, kendinden hiç vaz geçme. Sadece biraz yavaşla, sert virajları daha iyi alırsın, temkinli git. Eğer hala ve "rağmen" seni anlayacağını düşünürsen, içinde kalan kırıntılar varsa, aleve dönüşeceğine inanırsan közlerinin, ara, anlat, sor, sorgula, rahatla. Ama onlar da kalmadıysa, yoluna devam et. "Ayh o kaybetti cınım ya!" demeyeceğim, bencil yaklaşımları sevmiyorum. Bir kayıp varsa, ikiniz de kaybettiniz. Ortaya çıkacak sinerjiyi en başta! Ama şunu bil ki; bugün olmazsa yarın olacaktı bunlar, sen yine üzülecektin o nedenle ne kadar çabuk olursa, o kadar iyi diye düşün. Her olaydan mutluluk çıkarma tabi, Polyannacılık'ı sevmiyorum ama derslerini al, "seni öldürmeyen acının güçlendirdiğini" unutma ve yoluna devam et... Son kez de şunu düşün; o kişiye değer mi?

No comments: