Tuesday, November 28, 2017

Kelin Merhemi...

Bugün Lorin ile arabada gelirken konuşuyorduk. Dedi ki, ben çok öksürüyorum diye öğretmenimden su içme izni istedim. Ama o ya benim yalan söylediğimi düşünürse diye düşündüm. Sonra bunun için bir açıklama hazırladım. Geçen gün de bir branş dersinde burnumu silmek için tuvalete gitmek istedim. Ama tuvalete gitmek yasak olduğu için ya öğretmen benim tuvalet için izin istediğimi sanar diye içimden utandım ve izin istemekten vazgeçtim. Sonra dedi ki “anne ben satranç oynuyor gibiyim değil mi, hep bir sonraki hamleyi düşünüyorum değil mi?” Evet Lorin’cim bir de sen napıyorsun biliyor musun? Başkalarının ne düşündüğünü çok önemsiyorsun. Yani birileri senin yaptığını farklı anlar diye doğruyu yapmaktan vazgeçiyorsun. Şunu unutma ki; eğer sen dürüst isen, tedirgin olmadan hareket etmeli ve sürekli karşındakinin ne düşüneceğini düşünmemelisin. Sen kendine inanmalı ve hem rahat hem net olmalısın ve kendine güvenmelisin. Yoksa böyle hep karşındakine göre hareket edersin. Biz büyükler bunu yapıyoruz ve hep kurtulmaya çalılıyoruz. Sen şimdiden öğren bunu. Biz buna “elalem ne der?” Sendromu diyoruz. Ve başkalarının ne düşündüğünü düşünmeden yaşamak için kendin olmayı öğrenmelisin. Kendin olmalı ve özgürce, tabi ki başkalarını rahatsız etmeden hareket etmelisin. Ve böyle yaparsan tedirgin olmadan yaşayabilirsin. Peki siz bunu ne kadar başarıyorsunuz? Ben tam olarak başaramıyorum... Ve bunu başarmak için ne yapmalıyız? Bu mahalle baskısından, toplumsal dayatmalardan nasıl sıyrılır ve en önemlisi çocuklarımızı bu kısıtlardan kurtararak yetiştirebiliriz? Lorin’e söyledim ama içimden de şu geçti; “ kelin merhemi olsa....”

No comments: