Tuesday, January 02, 2018

AN’da KALMAK

Bundan seneler önceydi. Bir yılbaşı gecesiydi, öğrenciydik. Ocak ayı sınavları boldu, dönem sonuydu. Yeni yıl geliyordu da gelmesine, neyimizeydi bizim? Şu son sınavları veremezsek vay halimizeydi! O yılbaşı bir öğrenci evindeydik. Sınıf arkadaşlarımızla beraber. Tüm yemekler, salatalar el birliğiyle yapılıyordu. Dışardan iyi görünüyorduk. Eğlenmeliydim aslında, ama bir türlü eğlenemiyordum. İçim “tam” olamıyordu. Aklım fikrim önümüzdeki hafta gireceğim sınavlardaydı. Sınavlar biterse, tabi ki iyi sonuçlanırsa “tam” olacaktım. Aslında hiç olmayacaktım, biliyorum. Çünkü bu fikirler silsilesi yenisini doğurur. Şu olsun sonra, bu da olsun sonra. Ya bu, o da olsun.... diye diye hiç “tam” olamayacaktım ve hep “tam” olmayı uzak anlara bırakacak, başka şeylere yükleyecek ve sonuç olarak da o anı yaşayamayacaktım. Aynı hastalığın bir alt versiyonu da geçmiş hayıflanmasıydı. “Keşke şunu yapsaydım”, “ keşke şöyle davransaydım” “ artık çok geç, o treni kaçırdım” , “o zamanın kıymetini bilemedim” vs. şeklindeki düşüncelerdir. Sonra Habip farketti ve bana “sen burada değilsin” dedi. Arkadaşlarımla birlikte bir evde, çok mutlu olmam gereken bir anda idim. Ama an’da değildim. Dışarıdan baksam, mesela evde olsam; “keşke arkadaşlarımla olsam” derdim, oradayken de orada olamıyordum. Neden? Çok klişeydi ama AN’ı yaşamak zordu gerçekten. Hatta en zoru. Hep başka bir zamanı düşünerek, kaygılanarak, gelecekten endişe duyarak, geçmişe hayıflanarak... Sonra Okuduğum bir kitabı hatırladım. Orada “gözlerini kapa” ve “o gittiğin yerdeki sayfayı kapat, buraya dön” benzeri şeyler yazdığını anımsadım. Devamında düşüncelerim yönlendirmeye başladı beni. İnsan istediği yöne giderken desteği çok oluyor aslında ve düşünceler, duygular da bunlardan bazıları. “Geçmiş geçip gitti, onu düşünmeyi ve pişman olmayı bırak, o kaygılandığın an ise gelecekte zaten ve yaşayacaksın. Ama bu AN geri gelmeyecek, bir daha bu evde, bu aklınla fikrinle bu zamanda olmayacaksın” diye iç sesim devreye girdi. O konuşuyordu, gözlerim kapalı dinliyordum. Dinlerken de aslında zor olduğu kadar kolay olduğunu da farkettim. Çünkü kaygı ve pişmanlıklarımı atmıştım. An da kalmayı başarmıştım. O yılbaşı gecesi, her geceden daha güzeldi, anlamlıydı. Dün gibi. Her zaman başaramasam da, o geceyi hatırladıkça önemini kavrıyorum. Zaman akarken, AN’ı yaşamak zor oluyor biliyorum, insan otomatiğe bağlıyor çoğu zaman ve farketmeden geçiyor zaman. O nedenle  ben 2018 için hep AN da kalacağımız daha çok zamanlar yaşamamızı diliyorum. Belki de farkına varmakla başlayacak her şey....



No comments: