Sunday, April 01, 2018

Hiç Kimseye Kızma!

Hiç kimseye kızma! Yoluna çıkmasalardı şaşırmayı öğrenemeyecektin. Şaşırmak gibi insani duygularını yitirdiğinde, kalbin nasırlaşır. Nasırdan kurtulmak zordur, bilirsin. İnatçıdır. Sen tedavi edersin, o yine çıkar. Yer etmeye görsün bir kez. Hep yeniden çıkar! Kimi zaman onunla yaşamayı öğrensen de, şaşırmaya devam edersin. Çünkü devam edersin insan kalmaya. Her şeye rağmen. 

Hiç kimseye kızma! Eşlikçiler olmadan yürünen yollar tek taraflıdır. Tek taraflı olmak yaşam için renksizdir. Sular bulanmadan berraklığın anlamı olmaz çünkü. Yoluna kurtlar, çakallar, kaplanlar çıkacak ki, göresin diye. Görüp de bilesin diye. Hani aşı olmak gibi düşün. Bir daha karşılaştığında aldanma diye, tuzaklara düşme diye. Her birinin bir anlamı var işte, öyle düşün. 

Hiç kimseye kızma! Bazen sen verdin o kredileri en baştan! Dostlukta, yoldaşlıkta, sevgide ve aşkta anlaşmalar, sözleşmeler yapılmaz diye bildin hep. O kredileri verirken önce kefil isteyecek halin de yoktu. Belki bazen en yakın yerden yara geldi, en yakın bildiğinden. O an başın dönmeseydi, dünya başına yıkılmasaydı, yüzleşemezdin ki kendinle! İçinin duygularıyla tanıştın işte, fena mı? O duygular içinin ücraları belki. Kuytular da var hayatta, ne yapalım ki var! Yoksa derim ya hep, her daim mutluluk olsaydı elma şekeri gibi olurdu hayat, kemir dur, bıkmaz mıydın? 

Hiç kimseye kızma! Beşer şaşar. İnsan derler ona. Duvara toslar. Düşer. Dizleri kanar. Aldanır. Aldanmana kız diyeceğim, hayır, ona da kızma. İnsansın, her biriyle yüzleş. Sen osun çünkü. İçinin kuytularında ne var bilmiyorsun ki! Çık keşfe. Keşfe çıkarken de bil ki her daim yeşillikler, güneşler, ılık rüzgarlar, mis kokulu dağlar bayırlar, renkli çiçekler yok yolunda! Birden, aniden gözünün üzerine bir balyoz yersin mesela. Sonra başın sersemler, yere düşersin, yanından geçer gider o en yakın bildiğin. Sesini duymaz, “görmedim ki seni, acelem de vardı” der. Gözündeki yumruğun acısı geçiverir aniden, kalbine saplanmıştır çünkü şöyle en katmerlisinden. Döner durur kalbinde, oyuk açar birde. Dersin ki, görünen acılardan daha beterdir görünmeyen acılar. Yara olana, kabuk bağlayana kadar kapanırsın içine. İşte tam o anda yüzleş yeniden! Kendinle!

Hiç kimseye kızma! Kendine kız ille birine kızacaksan! Ama öncelikle şuna kız, kızacak birini aradığına! Suçlu bulmak kolaydır her zaman. Suçlu bulmak değildir marifet oysa ki. Yolunda yürümektir. Kişiliksiz davranmamaktır. Başkalarının doğrularıyla yaşamamaktır. Kendi doğrularının olmasıdır. Bu doğruları korumaktır. Onları korurken de kimseye zarar vermemektir. İncitmemektir. İncinen yerlerini görüp sarmaya kalkanlarla yeniden yola devam etmektir. Bazen de tek başına sararsın yaralarını, içindeki gücü hissedersen eğer...

Hiç kimseye kızma. Her biri sana öğrettiler hayatı öyle düşün. Düşün ki görevleri bitti,  replikleri yok artık. Bundan sonraki sahnelerde rolleri de yok. Yolun o kısmında seninle beraber yürüyeceklerdi, o kadar. Kimi sevmez karları, boranları hep ister ki olsun sıcak memleket, dertsiz havalar. Senin boranlarını sevecek de olur elbet. Kimi sevmez ondan bir adım önde olanı, ister ki hep onun borusu ötsün, o getirsin baharları. Kimi ilkokuldaki gibi sınıf başkanı sanar kendini, kimi de seni anlamaya çalışır ve olduğun gibi sever. Ayırt edebilme, eleyebilme ve seçebilme sanatıdır işte hayat. Kızma o yüzden, kızmak en kolayıdır çünkü. 

Hiç kimseye kızma...



No comments: