Saturday, April 17, 2021

GÜÇ

İnsan kendi gücünün farkında olamıyor çoğu kez. Dışardan görüneni kendisi göremiyor nedense! Tıpkı o sosyal deneydeki gibi. Değişik yaş grupları ve cinsiyetteki insanlara kendilerini tarif etmeleri isteniyor. Bir perdenin arkasında ressam olan kişiye kendini anlatıyor. Yüzünün kıvrımlarını, çenesinin şeklini, burnunun kemerini, ya da dudaklarını. Sonra onu görmeyen ressam portreyi resmediyor. Ardından da kişiyi ilk kez gören biri anlatıyor perdenin arkasında yine ve bir de o şekilde olmak üzere iki farklı portresi çiziliyor farklı yaşlardaki farklı cinsiyetteki birçok insanın. Sonuç elbette çok çarpıcı! İnsanın kendisini tarif ettiği görünüşünde daha çok kusurlara odaklanılıyor ve çizilen portre o insana hiç benzemiyor, hatta olduğundan çirkin bile oluyor. Kendi tarifiyle çizdirdiği kendi portresini görünce şaşırıyor. Oysa dışardaki kişi daha objektif görüyor o insanı ya olduğu gibi ya da daha da güzel görebiliyor. 


 Dışarıdan birileri bana “çok güçlüsün” dediklerinde içim acıyor ve hep “bir de bana sor” diyesim geliyor nedense. Güç deyince olan algıdan belki de. Güç deyince ağlamamak, yakınmamak, düşmemek, yıkılmamak algılanıyor çoğu kez, bundan belki de. Hani bize öteden beri öğretilen “kol kırılır, yen içinde kalır” felsefesinden ya da olmadığımız gibi görünme merakımızdan da olabilir. Gücü böyle algılayınca, insanın yıkımı daha ağır oluyor aslında. Kendine acımaya, kıyaslamaya, vah vah demeye, neden ben? diye sormaya, geçmişe hayıflanmaya başlıyor ki insan belki de kişiyi en kemiren, bitiren duygu bu! 

Oysa anlıyorum ki güç bu değil! 

Güç yıkılmamak değil, yıkılıp kanayan dizlerini sarıp, ayağa kalkma cesaretini göstermek. Kendine acımak ve hayıflanmak yerine, yeniden yola düşmek. O yolda yeni hikayeler yazmak belki. 

Güç ağlamamak da değil aslında. Ağlamak hem de hüngür hüngür, bağıra çağıra o duygunun dibine kadar ağlamak, sonra göz yaşını koluna silip, burnunu çekip, saksıdaki laleyi sulamak yeniden. 

Güç yakınmamak da değil aslında. İnsanız ve konuşmaya dertlenmeye de ihtiyacımız var. Belki şunu söyleyebilirim, önüne gelene şikayet etmemek olabilir bak. İçinin kuytularını açabileceğin birkaç kalple birlikte içindeki dehlizlerde önce kaybolup, sonra karanlık bir yerde buluşup ona sarılıp omzunda ağlamak bazen. Sonra Galata’ya çıkıp beraber oradan İstanbul’u izlerken “ne günlerdi be” diyerek, Cem Adrian dinlemeyi hayal etmek mesela.

Güç yaralarını görmezden gelmek de değil mesela. Bazen kabukları bir yere takılıp ya da kaşınıp kanadığında, onu kabul etmek, Nietchze’nin dediği gibi “öldürmeyen acının güçlendirdiğini” görebilmek aslında. Ve yarasız, kusursuz olanın sadece vitrinlerde olduğunu, gerçek hayatın tam da saçlardaki beyazlardan, kusurlardan, hatalardan, yaralardan fotoşopsuz fotoğraflardan, oluştuğunu görebilmek aslında. Ve her yaranın hikayesine sahip çıkıp zenginleşmek. Yoksa şıkır şıkır janjanlı vitrinler, müze gibi ses etmeden, dokunmadan gezilen evlere benzeyen yaşamlar ve sadece reklamlarda gülümseyen kusursuz insanların olduğu yaşamlardan ne ilham alınır, ne de renkli bir anlatısı olur.


Güç DEFALARCA yıkılmak, onun da bir adabı olduğunu bilmek, sonra da yıkılıp yıkılıp yeniden başlamaktır en çok!


Van, 17 Nisan 2021

6 comments:

Mavi'nin Güncesi said...

Canım Girne ❤️
Kalemini özlemişim...

Kakuleninbebekleri said...

Aslında sabah gordum yazını ama okuyamadim başladım bitiremedim dedim kaydet Emine arkadaşın güzel şeyler söylüyor ama şu an sen anlayamiyorsun. İyi ki erteledim böylece ne güzel oldu bloğa getirmen Ve yaşındaki her satır merhem olacakmış insan bazen kendine bile soyleyediklerini okuyorya ah diyor işte kalk ayağa hadi kalk yalnızca değilsin güçsüz de olsa olsa bir Cem Adrian şarkısına ihtiyacın vardır. Öperim çok

Kakuleninbebekleri said...

Aslında sabah gordum yazını ama okuyamadim başladım bitiremedim dedim kaydet Emine arkadaşın güzel şeyler söylüyor ama şu an sen anlayamiyorsun. İyi ki erteledim böylece ne güzel oldu bloğa getirmen Ve yaşındaki her satır merhem olacakmış insan bazen kendine bile soyleyediklerini okuyorya ah diyor işte kalk ayağa hadi kalk yalnızca değilsin güçsüz de olsa olsa bir Cem Adrian şarkısına ihtiyacın vardır. Öperim çok

Kakuleninbebekleri said...

Aslında sabah gordum yazını ama okuyamadim başladım bitiremedim dedim kaydet Emine arkadaşın güzel şeyler söylüyor ama şu an sen anlayamiyorsun. İyi ki erteledim böylece ne güzel oldu bloğa getirmen Ve yaşındaki her satır merhem olacakmış insan bazen kendine bile soyleyediklerini okuyorya ah diyor işte kalk ayağa hadi kalk yalnızca değilsin güçsüz de olsa olsa bir Cem Adrian şarkısına ihtiyacın vardır. Öperim çok

Girno said...

Canım arkadaşım çok teşekkür ederim, çok mutlu oldum😘❤️

Girno said...

Canım canım ben de öperim yaralı yerlerinden pek çok😘❤️